17 Mayıs 2020 Pazar

OTTOMAN-TURKISH STYLE WARPED BOW SHAPING TECHNIQUE

Bow and arrow!
not for only battlefields,they were also an indispensible weapon in the Ottoman-Turkish Divan literature at the same time.

While a beautiful eyebrow is linkened to a beautiful bow,eyelashes would always represented that the arrow be stuck in the heart.

It was so effective that,if you look at it you will fall into an unfortunate catch.

While a beautiful eyebrow was compared to a perfect bow,did it contain symmetry?

For example,
could it be for an eyebrow that we can call as asymetrical,distorted but beautiful?


Althought this could not be the case for Divan literature but,i can easily say it can be much more beautiful in terms of Archery.

                        Come on,can it be? i seem to hear what you say :)

Can you say 'Ugly' for the the bow you can see the picture above?

If you pay attention to the axis line,there is a noticeable distortion or warping  in the bow center axis even seen with the naked eye.

No,of course,
i think it would not be an exaggeration to say ''Real Beauty'' if we add the best performance to the bow as well as the bow above.

Because,the performance for a bow comes before the ornament of the bow and act as a sweet cream on the dessert and it doesn't give the same taste without a sweet cream.

The ornament will remain in the back ground compared to bow that sends the arrow to its target smooth and faster,i think

For the bow above,you can say ''That bow is bent with over time'' at the first look,i though so too,but later i realized that the situation was in other format.

There is a tendency for the arrow shaft to hit the arrow rest.This situation is generally experienced by all thumb ring archers and the wear in the rest is the another proof of this problem.

In todays bow,a windows is opened in the handle so that the arrow shaft does not hit the arrow pass-rest.Whether classic or compound,arrow is thrown through a similar cavity.

The aim is to send the arrow straight to the target without hitting the shaft anywhere because if it hits, the arrow changes direction and will lose some of its energy at the friction force of air,as it will travel toward the target by drawing a wide arc.

Archers and bowyers,on the other hand,have tried various shooting methods to prevent this in the throughout history and have produced some techniques such as Khatra and similar bow movements to the side ways etc.Yes,it is true that it accelerates the arrow,but the main purpose was not it.

The most acceptable wood working and shaping bow technique is that for today,everything is parallel and perpenducular to the geometric plane.

However,Turkish bowyers have created a unique solution by moving the bow limbs(Sal) out of the main axes.

Perhaps,the chief architect of unimaginable ranges and records was this bow shaping technique,who knows?    :)



Difference at the bow center axis

For a bow,the handle is the stronger part because it means you're trying to break it while you support and stretch it.So it does not bend with over time.


This photo,on the side is taken from Turkish Military Museum and i guess there is no need to describe ''The curvature''  in the bow.The most crucial point at the bow is the way the handle shaping method.

While the handle & rest are shaped obliquely towards the limbs,other side is shaped to the opposite side deliberately.

With this method,the bow string has been moved out of the handle-rest section as possible and a natural window on the handle was being made.

And this bow which has a natural window,could sent the arrows without hitting anywhere.

The processing technique was entirely the success of the Ottoman-Turkish bowyers and it was the medicine of the problem.

So,what have the other nations done about this problem,did they do something different?




Maravi Bow/Mozambique
Source:quaibranly.fr

Look at this bow above,very similar to the American indian bow is an African bow and a natural window is created by using similar method.The way of mind also is the same.Here are the some pictures related with our subject,











After all these findings,i wanted to try this technique at my own bows.




These bow pictures above is the first warped-curved Ottoman-Turkish bow (synthetic) replica made by me.I made many shots and i have not experienced any problem that the special shape can cause yet.


             The degree of maximum curvature that can be given is also a matter of curiosity :)



Best Regards,
Mehmet A.Gölhan






31 Mart 2020 Salı

OKÇULUK EKİPMANLARI ve 3 BOYUTLU YAZICILAR


Geleneksel okçuluk ekipmanları denince akla gelen hep yay ve ok olur.Fakat Geleneksel Türk okçuluğu söz konusu olduğunda bu iş bir sacayağ'a benzer,yani bir eksik-gedik olmamalıdır.


İki bacaklı bir sacayak devrilecektir.İşte burada Osmanlı-Türk Okçuluğu için üçüncü ayağı oluşturan parça 'zihgir' dir.

Elbette ok çantası diyebileceğimiz Tirkeş ve yay çantası Sadakda bu işin ekipmanlarıdır fakat yay-ok ve zihgir kadar olmazsa-olmaz değildir.

Günümüzde yay ve ok yapımında kullanılan malzemeler bir hayli artmıştır.Eminim ki Osmanlı da sentetik malzemeler olsaydı ahşap,boynuz ve siniri bırakıp,daha kısa zamanda ürün elde etmeyi sağlayan fiber cam,epoxy vs. gibi sentetik malzemelere yönelecekti,eminim.Çünkü tüm bu malzemeler silahların yapım süresini azalttığı gibi maliyetini de düşürecekti.

Yapım malzemesi olarak zihgire yönelirsek,
günümüzde boynuz,sert ahşap,doğal taş gibi geleneksel malzemeler kullanıldığı gibi,delrin,kestamid,epoxy ve diğer plastikler gibi modern sentetik malzemelerde kullanılmaktadır.

Yapım sürelerini düşünürsek,
bunlarda da yapım tekniklerine göre değişiklikler görünmekte.Mesela plastik enjeksiyonla,seri üretimle yapılanların süreleri saniyelerle anılırken,elle yapılanları ise  saatlerle ifade etmek gerekir çünkü çok emek harcanır ve tabiki bu da fiyata yansır.

Bilindiği üzere,geçmişte zihgir işi günümüzdeki kadar kolay iş değildi.Konunun önemini kavrayabilmek adına olayı daha da genişletelim.Mesela,Osmanlıda rekor kıran bir okçuyla berabar yaycı ve zihgircisi de ödül alırdı.Osmanlıda menzil alabilmek,rekor kırabilmek o kadar önemliydi ki yaptığı bir menzil rekoruyla silifke kalesi dizdarı Sinan subaşı canını ancak bu sayede kurtarabilmişti.

Sinan subaşı,silifke kalesi dizdarı iken,Karamanoğlu kaleyi zapt edince Fatih katli için ferman etmiş,fakat o ara Tozkoparan-Delikli kaya menzilinde 1119.5 gezlik bir rekor kırıp taş diktirmiştir.

              Risalelerde ise''Kanını menziline öndül buyurmuştur'' şeklinde yer almıştır.

Anlayacağımız,yay-ok-zihgir gerçekte bir sacayaktır ve zihgir direkt olarak atıcının performansına etki eden önemli bir aksesuar olarak yerini almıştır.

Zihgir her ne kadar bir yüzüğe benzeyip,sanki bir kuyumcu işi gibi görülsede bu iş hiçte öyle basit değildir.

Görsellikte şaheser olan bir yüzük size en düşük librelerde dahi acı yaşatabilir,yaptığınız spordan soğutabilir.Çünkü bir zihgirde asıl önemli olan,görsellikten çok parmağı korumasıdır.

Ben kendimden örnek vereyim.40 Lb.lerde rahatça kullandığım, ''Artık olmuştur,bu iş tamamdır'' dediğim yüzük,60-70 librelerde bana ızdırap çektirdi.
Bunun üzerine bende yüzük tasarımının tam olmadığı düşüncesiyle yenisini yaptım ve yüksek librelerdeki rahatlığını gördükten sonra ancak bu yüzük tamamdır diyebildim.Atış sırasında canınız yanıyorsa o atıştan hayır beklemek bir mucize olur çünkü.

Özet çıkarmayı severim,özetlersek :)
doğru tasarlanmış bir yüzük düşük librelerde değil,yüksek librelerde test edilmelidir.Okçu çekemediği bir yayı çekmeye çalıştığında(Kendini sakatlamaayacak şekilde) çektiği acı-zorluk başparmakta değil,başparmak haricindeki kaslarda-eklemlerde olmalıdır,karar bu !

Peki bu kararı bulmak kolay mı? tabiki kolay değil.Çünkü siz bu yolda yüzüğünüzü parmağınıza göre işlerken ya parmak ölçüsünü kaçıracaksınız yada yüzüğü kırılacak şekilde zayıflatacaksınız.

Ben bu yolda birçok zihgir yaptım ve ergonomik zihgir tasarımını atış performansıyla harmanlayabilmek adına çok zaman harcadım.

Zihgir klonlar gibi iyi dediğim bir zihgiri çoğalmak ve üzerinde oynamak gibi değişik metodlar denedim ama sonunda en uygun zihgir tasarım yönteminin,3 Boyutlu yazıcılar olduğu sonucuna vardım.
3 D makineler,bilgisayar destekli makineler (C.N.C.)'in bir uzantısıdır ve bu harika makineler bu iş için biçilmiş kaftanlar.
Daha evvelden gelen bu C.N.C. teknolojileri sevgisi sayesinde programları öğrenme konusunda pek sıkıntı çekmedim.

Daha evvel saatlerimi alan tasarımlar,el tesviyesi vs.gibi işlemler artık dakikalar içerisinde bitiyor.Bende bu sayede birçok zihgir tasarımı yapıp deneme fırsatı buldum.




Sizlere herşeyini tamemen kendi kendime tasarlayıp yaptığım,3 Boyutlu yazıcım ile bastığım parçaları göstermek isterim.Aynı tasarım değişik başparmak ölçülerine göre küçültülüp büyütülebilme imkanıda sunmaktadır.Yani iyi bir tasarım her ölçü parmak için aynı avantajı sağlayabilir.


Zihgirler için,katman kalınlığına göre hafifçe zımparalamak,yada parlatmak istenebilsede,katedilen mesafe bir hayli fazla.Renk ve yazıcı filamenti seçeneği de cabası..

Akla gelebilecek her türlü tasarımı denemek mümkün.Tasarım ve baskı kabiliyetini göstermek istersek aşağıdaki örnekler yeterlidir sanırım.

Gölhan yapımı 3D Yazıcıda bastığım bazı parçalar..Limit yok !


Oynar Mafsallı Fil-Tek parça üretim


Peki bunlar nasıl basılıyor ?İşte 3D yazıcımdan kısa bir video..








Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan