9 Aralık 2019 Pazartesi

OSMANLI-TÜRK EĞRİ YAY İŞLEME TEKNİĞİ


Yay ve ok !
sadece savaş alanlarının değil,divan edebiyatının da vazgeçilmez silahlarından biriydi.

Zamanının en etkili silahı sayılabilecek ok ve yayın aynı zamanda zerafet açısından da ne kadar etkileyici olduğunu divan edebiyatında görmek pek şaşırtmamış olsa gerek bizleri.

Güzel bir kaş güzel bir yaya,kemana benzetilirken,kirpiklerse gönüllere saplanan,yaralayan bir oku temsil etmiştir hep.

Öylesine etkilidir ki,ona bakanlar talihsiz bir av durumuna düşerler.

Güzel bir kaş,mükemmel bir kemana benzetilirken,bu güzellik simetriyi de içinde barındırıyor muydu acaba ?


Mesela simetrik olmayan,çarpık ama güzel diyebileceğimiz bir kaş divan edebiyatı için var olabilir miydi ?

Divan edebiyatı için bu olamasa da,okçuluk manasında eğik yada çarpık diyebileceğimiz bir yayın çok daha güzel olabileceğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

                               Hadi canım,olur mu öyle şey! dediğinizi duyar gibiyim..

En yukarıda resmini gördüğünüz yay için ''Çirkin'' diyebilir misiniz? Eksen çizgisine dikkat ederseniz eğer yayda çıplak gözle bile fark edilir seviyede bir çarpıklık mevcut.

Hayır tabiki,yukarıdaki yay güzel olduğu gibi eğikliğinin sağladığı performansı da eklersek ''Güzeller güzeli'' demek pek de abartılı olmaz sanırım.

Neden mi?

Çünkü bir yay için performans,yayın süsünden önce gelir ve süsde bir tatlının üzerindeki kaymak vazifesini görür.Tatlısız kaymak ise aynı tadı vermez..

Oku hedefine daha hızlı ve kusursuz gönderen bir yay daha makbul olacağı için süs ikinci planda kalacaktır haliyle.

Yukarıdaki yay için,'' O yay zamanla eğilmiştir'' diyebilirsiniz.İlk başlarda bende öyle sanıyordum ama sonradan kesinlikle durumun başka boyutlarda olduğunu anladım.




Bir yay için kabza en sağlam bölümdür çünkü siz onu destekleyip gererken aynı zamanda kırmaya da çalışıyorsunuz anlamına gelir ve zamanla yana doğru da eğilmez.Eğileceği varsa zaten yayın karnına doğru (Boynuz kısmı) eğilirdi.

Yandaki resim Harbiye Askeri Müzesinden alınmıştır ve bu yaydaki eğikliği/çarpıklığı tarif etmeme hiç gerek yok sanırım.Asıl bu yaydaki en can alıcı nokta kabzanın işleniş şeklidir.

Kabza bizden tarafa bakan sala doğru eğik şekilde işlenmişken,diğer kabza tarafı ise aksi tarafa doğru,salı dengeli karşılayacak şekilde kasıtlı işlenmiştir.

Evet,bu yaylar mahsus eğik/çarpık şekilde işlenmişlerdir çünkü buradaki maksat kirişi kabzadan uzaklaştırmak ve kabzada doğal bir pencere yaratmaktır.

Ve bu sayede doğal pencereye sahip olan bu yay,saldığı okları da kabzaya çarptırmadan gönderecektir.

Bu işleme tekniği tamamıyla Osmanlı-Türk kemangerlerinin başarısıdır ve müsadenize sığınarak bu tekniğe ''Osmanlı-Türk Eğri Yay İşleme Tekniği' adını vermek istiyorum.

Bu yay işleme tekniği benimde uzun zamandır kafa yorduğum kabzaya ok çarpma probleminin ilacı niteliğindedir.


Bildiğiniz üzere kirişin tam merkezde olduğu yaylarda ok şaftının tir geçimi dediğimiz ok yatağına çarpma eğilimi vardır.Bu durumu genelde tüm başparmak atıcıları yaşar ve kabzadaki aşınma da bunun ispatıdır aslında.

        Ayrıca,bu problemi geçmişte bir kemangerin hissetmemiş olmasına imkan var mıdır sizce ?

Ben çarptırmıyorum efendim ! diyenin kabzasındaki izlerine bakın,o doğruyu söyleyecektir :)

Günümüz yaylarında ok şaftının kabzaya çarpmaması için kabzada bir oyuk açılmıştır ve tüm modern yaylarda ister klasik ister makaralı olsun,oklar buna benzer bir oyuk içerisinden atılır.

Amaç oku kabzaya çarptırmadan dosdoğru hedefe göndermektir çünkü.Çarparsa eğer ok yön değiştirir ve hedefe doğru geniş bir yay çizerek yol alacağı için enerjisinin bir kısmını havanın sürtünme kuvvetinde kaybedecektir.

Kabzaya çarparak giden bir ok,(Sağlak bir okçu için) pencereli bir yaya göre hedefin sağına vuracaktır çünkü ok kabzanın sağına savrulmuştur.

Okçular ise tarih boyunca bunu önlemek uğruna türlü türlü atış yöntemleri denemiş,yana,dikey,çapraz hatra gibi çözümler üretmişlerdir.Oku bir nebze hızlandırdığı doğrudur ama temel amaç oku kabzaya çarptırmamaya çalışmaktır.

Bildiğiniz gibi günümüz yay işleme tekniğinde makbul olan;herşeyin geometrik düzleme paralel ve dik olmasıdır.Her parçanın hayali bir eksende ikiz gibi olması istenir ve yaylarda bu özellik aranır.

Fakat bu kabza çarpması problemi karşısında Türk kemangerleri yay sallarını eksenleri dışına taşırmak suretiyle eşsiz bir çözüm yolu yaratmışlardır.

Belki de akıl almaz menzillerin,rekorların baş mimarı da bu işleme tekniğidir,kimbilir?

Eksendeki eğiklik 


Maravi düz yayı(Bugün için Doğu Afrika/Mozambik)
Kaynak:quaibranly.fr
Peki ecdad dışındaki milletler bu konuda neler yapmışlar acaba?
Bakınız ! yukarıdaki kızılderili yaylarına benzeyen bu yay bir afrika yayı ve aynı yöntem kullanılarak sal eksenleri dışına çıkılarak doğal bir yay penceresi yaratılmıştır,aklın yolu bir.

Yöntem aynı olmasa da enteresanlığı bakımdan aşağıdaki resmi de paylaşmak istedim doğrusu :)



Konuyla alakalı olarak diğer yurtdışı ve askeri müze kaynaklı resimleri de sıralayacak olursak,


Bu resim ise Harbiye Askeri Müzesinden
Çarpıklığı gördünüz mü?

Görüldüğü gibi bu teknik gizli kalmış bir yay işleme tekniğidir ve bunu gün ışığına çıkarmanın verdiği haz tarif edilemez bir duygu benim için.

Enteresandır ki,seneler senesi görür,incelerim bu yayları fakat bu sırrı daha önce neden fark edemediğimi bende bilemiyorum ama nasip bu güneymiş diyorum artık.

                                      ''Akıl mı görür,yoksa göz mü'' sorusu geliyor aklıma..

Bunca bulgudan sonra bu tekniği birde kendi yaylarımda deneyim dedim ve ilk Osmanlı-Türk Eğri Yayı Tekniğini kendi sentetik yayımda uyguladım.



Yukarıda görülen yay geçmişten bugüne yapılan ilk Eğri Osmanlı-Türk yayı replikasıdır ve görüldüğü gibi ortada olması gereken kiriş kabza dışındadır.Özel şeklinin sebep olabileceği hiçbir problem yaşamadım henüz.


              Verilebilecek maksimum eğriliğin derecesi de şahsımca merak konusudur ayrıca :)



Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan






























26 Temmuz 2019 Cuma

Modern Yay Tetiğinin ve Zihgirin Geleneksel Yayda Karşılaştırılması


Sizlere bu seferki yazımda uzunca bir süre önce fark ettiğim, fakat yeni kaleme aldığım enteresan bir araştırmadan ve tespitten bahsedeceğim.

Mevzu tetiğin geleneksel yayda nasıl bir fayda sağlayacağı düşüncesi ile ortaya çıktı.Acaba atıcıya kusursuz bir nokta atışı,kararlılık sağlayabilecekmiydi mesela ?

Ama önce tetiği kısaca bir tanıyalım;
Geleneksel bir yay için modern yay tetiğinin tarihsel bir anlamı olmasada,makaralı bir yay için tetik vazgeçilmezdir.
Makaralı yaylar bilindiği üzere günümüz için yayın en gelişmiş ve en komplike halidir.Özellikle sessizliği ve nokta atışı sağladığı için av için tercih sebebidir.Ve tabiki bu karmaşık silahın en ilginç parçasınıda tetik makenizması oluşturur.

Bu alet yay kirişini gererken özel el tasarımı sayesinde parmakları korurken,kirişinde çok temiz ve salınımsız bırakılmasını sağlar.Yerine başka alternatifler kullanılmak istenirsede tetik kadar başarılı ve kusursuz olamayacaktır tabiki.

Gelgelelim ''Temiz bir bırakış'' özelliğiyle nam salmış bu başarılı alet,geleneksel bir yayda ise tam anlamıyla sınıfta kalmıştır malesef.Neden mi?


Makaralı Yay Tetiği (İşaret parmağı vazifesi gören parça eklenmiştir)

Yukarıda görüldüğü gibi makaralı yay tetiğine geleneksel yaylardaki gibi oku düşürmeden yerinde tutabilsin diye ahşap,çift taraflı bant ve süngerden oluşan basit bir parça ekledim.Bu parça mandal esnasında oka baskı yapan işaret parmağını taklit eder.Aksi taktirde ok tir geçiminden aşağı düşecektir.Aşağıdaki foto durumu çok daha iyi anlatmaktadır.


Tetiğin Mandal Tutuşuna Uyarlanması

Aşağıdaki her iki videoyuda bu tetikle ve aynı ekipmanla (40 Libre yay ve 45 librelik ok) hazırladım.



Fimde görüldüğü gibi tetik kirişi o kadar temiz ve düz bırakır ki ok direkt olarak kabzaya çakılır ve aksi yöne doğru hareket ederek uçuş tam olarak bir fiyaskoya dönüşür,kararlı bir şekilde düz olması gereken uçuş bozulur.Makaralı yayda ok merkezden salındığı için (pencereli sistem) bu durum oluşmaz.

Metrelerce sonra ok kendini toparlasa dahi makbul olan okun yaydan mümkün olduğunca düz çıkmasıdır bildiğiniz üzere.

Oysa aşağıdaki filme göz atarsanız,aynı ekipmanla fakat bu sefer için zihgir kullandığımızda uçuşun çok daha kararlı bir hale geldiğini görüyoruz.





Tetik kirişe hiçbir şekilde,sağa yada sola salınım vermezken,zihgir sağlak bir okçu için sağa doğru ilk salınımı vermiş,kiriş daha sonra normal yoluna devam etmiştir.Bu durumda dikkat edilirse eğer filmde gayet iyi bir şekilde görülmektedir.İşte bu ön hareket okun kıvrılmasına,paradoksa daha rahat girmesine önemli bir ölçüde katkı sağlamıştır.


SONUÇ:

1)Her iki filmde bize geleneksel bir yayda,kirişin doğrusal bir hareketten çok salınımlı bir harekete ihtiyacı olduğunu göstermiştir.

Ayrıca,zihgir geleneksel yaylar için başparmağı koruması,kirişe sürat sağlamasının yanında,kirişede bir ÖN SALINIM vererek ok şaftını kabzaya çarpmayacak şekilde osilasyona soktuğu anlaşılmıştır.

Akdeniz usulü denen 3 parmak atışında da aynı olay yaşanır.Bu seferde kiriş 3 parmaktan kurtulurken bir salınım oluşur ve ok şaftı kabzaya çarpmaz.

Ve çok enteresandır, 3 parmak atışı zihgire kıyasla kabza çarpmasını her nasılsa  daha kolay atlatabilmektedir.Sanırım bunda parmakların zihgirden daha uzun olması rol oynamaktadır.

Özetle;
kabzadan kurtulmak için 3 parmak yada zihgir için 'Ön Salınım' yaratmak şart görünüyor.Bu salınım düzgün oluşmazsa eğer kabzaya çakılma kaçınılmaz oluyor.

2) Zihgirin sebep olduğu bu ön salınım ise bende zihgir tasarımıyla alakalı değişik fikirlere de sebep olmuştur.Mesela,
aşağıdaki resimde birbirinden farklı kaş yapısına sahip kimisi düz,kimisi hafif eğimli,bir diğeri ise epeyce eğimli zihgirler bulunmaktadır.

Belki çok daha farklı tasarıma sahip bir başka zihgir bu salınımı çok daha kusursuz oluşturacaktır,kimbilir?




Bu sebeple,farklı tasarım zihgirlerin davranış araştırılmasıda bir diğer yazımızın konusu olma yönündedir.


Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan