14 Nisan 2017 Cuma

HATRA nedir,ne değildir?

Hatra!,
duyduğum en enteresan sözcüklerden biri.Evet,bir spora başlamanızla birlikte konuyla alakalı kelime dağarcığınızın da artacağı kesindir.Fakat konu okçuluk,hele hele geleneksel okçuluk olunca bu artış birazcık emsalsiz oluyor gibime geliyor.

Peki hatra nedir?.Modern ve geleneksel okçuluk camiasında bir nevi atış sonrası yapılan'son taşıma,takip' (İngilizcede,Follow through) benzeri hareket anlamına geliyor.Son taşıma ispatlanmış,kabul görmüş başarılı bir tekniktir.

Modern okçulukta,yapılan atışla birlikte yay kabzası serbest bırakıldığı için (Yayın düşmemesi parmaklar arasında bağlı olan bir ip vasıtasıyla sağlanır.) yay ileri fırlar ve bu anda bilek hareketiyle de kabzaya yön verilerek yay öne doğru eğilir..,aynen selam verir gibi.

Bu teknik muntazaman her atışta tekrarlanır ve her okçu bu tekniğin başarıdan önceki son adım olduğunu gayet iyi bilir.

Aslında ilk bakışta 'son taşıma'yada 'takip' tekniğinin fırlatılan oka bir faydası dokunmayacakmış gibi görünmesine rağmen asıl amaç beyinle-kas arasında güçlü bir koordinasyon oluşturarak okun yaydan çıkışı esnasında olabilecek en ufak bir  (-) negatif müdaheleyi önleyerek,beyin ve kas ortaklığını bir önceki 'son taşıma'tekniğiyle tekrar-tekrar eğitebilmektir.

Dikkat ederseniz okçuluk müsabakalarında okçu gerçekleştirdiği 'son taşıma,takip' işleminden sonra bile yayını oka sanki uzaktan kumanda edermiş gibi sağa-sola çevirirek adeta hedefi bulmaya çalışır.
İşte bu hareketlerin asıl amacı tamamen beyini bir sonraki atışa hazırlamak,eğitmektir çünkü yaydan çıkan bir oka artık hükmetmek mümkün değildir..,değilmi?

                                                          'Ok yaydan çıktı artık'   :)

Modern yaylar pencereli yaylar sınıfında olduğu için ok çok daha düzgün ve kontrollü çıkmasına karşın geleneksel yaylar penceresiz olmaları sebebiyle kiriş enerjisini ok gezine dik değilde açılı bir şekilde aktarması neticesinde yaydan daha kontrolsüz çıkar.

Hatra için uygun görülen bu 'Son taşıma,takip'tanımlaması,yada yakıştırması diyelim,bu şekilde olsada yeterli olmadığını rahatça söyleyebilirim.Tabiki bu düşüncemi destekleyecek bir kanıtım var..,sizi birazcık daha bekleteceğim.

Hatrayı atış sırasında yay kabzasına verilen dairesel(Tork) yada dikey müdahele hareketleri olarak özetliyebiliriz.

Okçu atış esnasında kabza tutan kolunu yayla birlikte ileri ve aşağı doğru devirerek(Açılı versiyonuda dahil) yada kabzaya dairesel hareket,tork vererek tekniği gerçekleştirir.

'Saracen Archery' adlı kitap Memlukların okçuluk tekniklerinden ve konumuz olan hatradan önemle bahsetmesine karşılık ne Ünsal Yücel'in 'Türk Okçuluğu' kitabında nede Telhis-i Resailat-ı Rumat adlı okçuluk kitabında hatra tekniğinden bahsedilmemektedir.Kemankeş Mustafa Efendinin 'Kavsnamesi'de bu guruba dahildir ne yazıkki.

Bu kitaplarda hatraya en yakın teknik terim olarak sadece ve sadece bir yerde 'kabzayı tutan yumruğunu ileri iterek kamçı verir ve öyle ok atardı' lafı geçmektedir(Telhis,sf.51).Bu hareket hatrayı anımsatmakla birlikte,adeta ecza reçetesini andıran böyle bir eserde sadece tek yerde bahsinin geçmesi enteresandır.

Hatradan neden bahsedilmiyordu? Acaba Osmanlıda hatranın karşılığı 'Kamçılamak'mıydı? Çünkü kamçılamak kamçı sapının ileri doğru savrulması ve eğilmesiyle yapılıyor..,yoksa bir ordu için sakıncalımıydı?...


Bu tekniğin faydalı olması yanında aslında bazı olumsuz yönleride mevcut tabiki.


1) Mesela yapılan bu hareketle yay başları yada yayın herhangi bir yeri etraftaki yada üzerinizdeki bir nesneye çarpabilir,yay zarar görebilir,kendinizi yada çevrenizdeki insanları yarayabilirsiniz.

Kısaca bu teknik askeri bir düzen için,yada kalabalık bir ortam için pekde uygun gibi gözükmüyor.Kullanımı çok daha dikkat isteyen bir teknik.

2) Bu tekniğin bir zamanlaması var ki bu zamanlamayı kaçırırsanız eğer yaptığınız hatranın hiçmi hiç ehemmiyeti kalmayacaktır.


Hatra için oku adeta iteleyerek hızlandırdığı ve 'son taşıma,takip' tekniğine istinaden çok daha kararlı gönderdiği kabul ediliyor.


Peki size hatranın aslında oku hızlandırmadığını,zaten yayın teslim ettiği gerçek ok hızını koruduğunu,oktaki bu daha kararlı uçuşun ok şaftının kabzaya çarpmamasından dolayı gerçekleştiğini söyleseydim inanırmıydınız?



Belki :) ,fakat bu sözlerimin yanında birde kanıt sunsam çok daha güzel olurdu değilmi?

Gelelim ispata,
hatranın üç farklı uygulanış şekli vardır ve üçüde kabzaya verilen yönle yapılıyor demiştik.Bu üç teknikte aynı ortak amaca hizmet ediyorlar aslında.

Bu üç teknikte kabzanın oktan uzaklaşmasını sağlar ve zaten sahip olunan gerçek hız ve kararlılık korunur.Amaç açık pencereli bir yay gibi oku sağa-sola değdirmeden gönderebilmek.

Örneğin;
dikdörtgen kesitli Japon Yumi yayı dairesel kabza çevirme hareketiyle(Tork) kirişteki oku dışa doğru taşır. Aynı zamanda kabzanın dar tarafıda (Yapılan dairesel bilek hareketi sebebiyle) ok şaftına doğru çevrilerek değmemesi sağlanmış olur.

Kore yayında da benzer şekilde hafifçe dairesel bir hareketle kabza oktan uzaklaştırılır.Bu durum aşağıdaki videoda zaten açıkça görülmektedir.

Diğer iki teknikte bileğin ileri,ileri ve yana açılı hatra hareketleriyle ok gezi kabzadan biraz öteye taşınırken kabzadaki  dönme sayesinde 'Tir geçimi' ok şaftına değmeden kaçırılmış olur.

Hatradaki asıl amaç okun kabzaya çarpmasını engellemek olduğuna göre internetteki bazı videolara istinaden bu tekniğin agresifleştirilmesinde de bir mantık göremesemde okçunun kişisel zamanlama hatalarını asgariye indiriyorsa o zaman kabul görebilir.  

Atış sırasında eğer hatra tekniğini uygulamaz,yada uygulayamazsanız mandalın açılmasıyla beraber okun geze yakın olan kısmı kabzaya çarparak tam aksi tarafa doğru sekmesine sebep olursunuz.

Bu çarpma,bindirme izleri sanırım her okçunun yay kabzasında mevcuttur.Çarpma şiddeti öyle hiç küçümsenmiyecek boyutlardadır ki kabza üzerindeki deri zamanla yırtılır,ahşapsa orası çukurlaşır.Bu problemden sıkılıpta tir geçimini metal plakayla bile kaplayanlara şahit oldum ben.

Atış şimşek gibi o kadar anidir ki siz okun yaydan düz değilde savrularak çıktığını fark etsenizde (Bunu herkes hissetmiştir sabırım) aşağıdaki videoya kadar okların kabzaya çarpıpda sektiğini anlayamamıştım doğrusu.Hep bu durumu mandal ve vücud hatalarına yada yanlış ok spine değerlerine yormuştum.

Bu sekme neticesinde eğer siz yakındaki bir hedefe atıyorsanız (Torba idmanı gibi) oklarınız hedefe eğimli bir şekilde saplanır ve hatta ok kırılması dahi yaşayabilirsiniz.

Torba idmanında istenen;düzgün bir mandal açımını gerçekleştirmenizin yanında okları hedefe dik olarak saplayabilmektir.Siz çok temiz bir mandal bırakışını yapmaya çabalar dururken işte burda size hatra tekniği yardımcı olarak sizin hata nispetinizi minumuma indirir.

Şaft seçim tablolarının aksine,yayınıza göre daha sertçe olan ok şaftlarının bu durumda çok daha ideal olduğunu,yani daha dik saplandığını,esnek oklara kıyasla epeycene bir avantajlı,hataları affedici olduğunu göreceksiniz.

Düşük spine ok şaftlarının dik saplanmasının sebebi ise;sertlikleri dolayısıyla şaftların kabzaya bindirmemesi yada spina göre daha az yaklaşmasıdır.

Aslında,başparmak çekişi için yeni bir spine tablosunun yapılması çok daha doğru olacaktır.

Fakat ok şaftlarının sertliğiyle(Spine) oynarkende ağırlık artışına dikkat etmeliyizki burada müspet olan hafif ve sert olan(Düşük Spine) oklardır.

İşte burada Tarz-ı Has gibi endamlı okların müspet uçuş karakterinin yanında yapısal avantajıda ortaya çıkıyor.Endamlı bir okta göbek kısmı okun en kalın bölgesidir ve hafif ve spine olarak sert bir okun imalatında başka bir şekil düşünülemez.


En düşük spine'lı,en sert okları ancak ve ancak kalın bir göbek,hafifletilmiş ayak ve göğüs kısmıyla elde edebilirsiniz.Belkide Osmanlının endamlı okları Aerodinamiğin pek farkında olmadan tamamen en sert ok şaftını elde edebilmek aşkına imal ediliyordu.


Yaydan çıkan ok tüylerin etkisiyle zamanla kendini düzeltsede yanlamasına gitmesi,hava sürtünmesine ve düz bir yörüngeden yoksun kalması neticesinde hızını ve menzilini kaybeder.Hatrasız bir mandal bırakışının yaşadıkları net olarak bunlardır.

Oysa üç parmak tutuşunda gerek parmaklardaki kiriş yuvarlanmasının ve gerekse ok gezlemesinin öteki tarafta yapılmış olması ok paradoksunu kabza engeline karşı olumlu yönde etkiliyerek kabzaya çarpmadan,yılanvari bir hareketle sürtünmeden geçmesini sağlar.

Aslında bu durum çok enteresandır..,bir düşünsenize; daha temiz bir bırakış olduğunu düşündüğümüz mandal,üç parmağa kıyasla kabzaya bindirmektedir :)

Bakın Moğollar hatra yapmadan bu  problem için oklarını ters tarafa koyarak çare bulmuş olsalarda geçmişi yakın zamanlara dayanır. 





Belkide ilerde kabzaya bindirmemeyi sağlayan başka tekniklerde bulunacaktır ama geçmişteki gerçeği yansıtmayacaktır tabiki.

İşte hatra tekniği bu kabzaya bindirme hastalığının adeta şifasıdır ve bilinenin aksine,yani oku hızlandırmak yerine zaten sahip olunacak olan hızdan pek kayıp vermeden temassız bir şekilde okun yörüngesine oturtulmasını sağlar.

Uzun süreden beri bu problem üzerinde düşünüp durmam bir ağır çekim videosuyla son buldu ve herşey açıklandı.Bazen bir başkasının yaptığı ölçüm,kıyaslama,video gibi bir takım çalışmalar bir diğer araştırmacıya kaynak olabilmektedir.Videoyu çeken şahsa da teşekkür ederim ayrıca.

Aşağıdaki kısa videoda,
hatrasız bir atış esnasındaki 'Kabza çarpması' durumu,'hatra zamanlamasının kaçırılması' ve tabiki (Dairesel-yan tork) hatra tekniğiyle bu olumsuz durumun nasıl giderildiğine de şahit olacaksınız..,iyi seyirler.

                 

                                       
                                       


Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan