6 Nisan 2016 Çarşamba

TİRKEŞ yada OK ÇANTASI


Günümüzde ok çantası,kabı olarak adlandırabileceğimiz tirkeşler geçmişteki bir savaşçının temel aksesuvarlarından olduğu gibi günümüzde de ihtiyaca yönelik olarak benzer fakat daha az işlevsel olanı halen varlığını sürdürmektedir.
İşlevsellik..?,
tamamen savaş ortamı,sahip olunan silahlar ve yayın türü gibi bir sürü faktörlerin etkisi altında son hallerini almış olduğunu söyleyebileceğimiz tirkeşler işlevsellik açısından günümüz ok çantalarına kıyasla çok daha kullanışlıdırlar.



Olimpik okçulukta ok çantasının kullanımı

Mesela;yukarıdaki resmi inceleyecek olursak eğer öncelikle ok çantalarının geleneksel okçuluğumuza kıyasla ters takıldıklarını görürüz.
(Hatta daha da kötüsü birçok tarihi savaş filmi ve dizilerimizde de olmaması gereken bu kullanıma rastlayabilirsinizde.)

Oysa bu şekilde takılan bir ok çantası geçmişteki savaşçının kılıç kullanımını engellediği gibi bele yada kemere olan tek nokta bağlantısıyla da rahatsızlığa yol açar.


Tirkeş makalem ilk bakışta sadece geleneksel okçulara hitap ediyor gibi görünsede modern -olimpik okçulara da verilen bir tüyo niteliği taşımaktadır.

Gerçi modern bir okçunun kullanım şartları göz önüne alındığında idare eder gibi gözükse de açık havada atış yapan,yarışan biri için rüzgar belası sadece ok uçuşu için değil aynı zamanda ok çantasının ve içindeki oklarında sallanmasıyla da bir problem olarak ortaya çıkacaktır.

Okçu esen rüzgar beraberinde hedefine kitlenmeye çalışırken birde ok çantasının savrulmasıyla boğuşacak;atışta konsantrasyon eksikliği yaşanacaktır.


İşte!,işini bilen bir yarışmacı.

Yukarı resimdeki yarışmacı durumun farkına varmışki önleminide almış :)
Hadi ''bu okçu tanınmıyor,ünlü değil'' yada ''başarısız biri olabilir'' dediniz...,ve başarılı bir okçu örneği verebilirmisiniz ?.,dediğinizi farz edelim.Pekala;o zaman size oldukça başarılı biri olarak milli okçu Brady Ellison'u  örnek verelim.


Ok çantasını acaba neden ters takmış;oklar neden geride ? :)

Kullanış tarzı aynen geleneksel ok çantalarına benziyor değil mi? Yarışmalarda illaki bunun faydasını görecektir fakat tirleri(Oklar) barındıran bir tirkeşin tarihsel işlevselliğini size asla sunamayacaktır.

Çünki modern ok çantalarının 1 yada 2 adet bağlantı noktası varken tirkeşlerin 3.bir ekstradan bağlantısı bulunur.İşte bu ilave nokta tirkeşi vücudunuza sabitler.Tirkeşinize çok daha hakim ve rahat olduğunuzu hissedersiniz.Aşağıdaki görüntü bana açıkçası bir at koşumunu anımsatmaktadır.


Gölhan yapımı Tirkeş

Bu 3.nokta olmadan rüzgar dahi esse tirkeşin ileri-geri oynaması,havalanma-kalkma meyilimi vardır.
Ben buna birçok okçuluk festivalinde tanık olmuşumdur.Oysa gerçek 3 nokta bağlantılı bir tirkeşle onu havalandırmadan rahatça koşar,her hareketi yapabileceğiniz şekilde vücudunuzun bir parçası haline gelir.Aynen silahşör kovboyların tabanca kılıflarını alttan bacaklarına bağlamaları gibi.




Resimde görmüş olduğunuz tirkeş severek kullandığım kendi yapımım bir tirkeştir ve farkındaysanız fazlaca bir süsü vs. si yoktur çünkü süslü-püslü abartılmış tirkeşlerden pek haz almam.Benim için onun gerçekçiliği,sağlamlığı çok daha önemli ve kıymetlidir.

Hazır yeri gelmişken;

Bu durum geleneksel yaylar içinde aynen geçerlidir.Fazla süse kaçmadan silahta sadelikten hoşlanmamın yanında benim için güzellik gerçeğine ne kadar benzediği ve sağlamlığıyla alakalıdır.

Ayrıca;ister yerli olsun ister yabancı; yapılmaya çalışılan her yaya Osmanlı yada Türk yayı denmesi o yayın aslınla olan alakasızlığı dolayısıyla bana çok yanlış ve ters gelmektedir.


Günümüzde modifiyeli Kore yayını andıran absürd bir yaya Türk yayı(Yada Türk Hakanlarından birinin ismiyle hitap edilmesi),Kırım-Tatar yayı,Osmanlı yayı dahi denmektedir.


Bu yaylar illaki kullanılacaktır,daha da çokları yapılacaktır tabiki ama kanımca onlara bu sıfatlar asla verilemez,komik düşeceğinden yakıştırılamazda.

Herşeyden önce yapılan o yayın görsellikte bu sınıflamayı hak etmesi gerekir.Unutmayalımki Osmanlı yayı formu onu bir türk'ün yapmasıyla oluşmaz fakat 'Türk yapımı yay' sıfatını peşinen alacaktır her halükarda.

Gelelim Tirkeşi nasıl yaptığıma;
Gerçek bir tirkeşe benzemesi amacıyla müze ve kolleksiyonlardaki bir çok resimden faydalandım,ölçekli şablonlar çıkardım,deriyi kestim ve elle diktim.Amacım onu kullanırken geçmişteki bir savaşçının hissettiklerini anlamak,diğerlerine nazaran ne fark yarattığını görmeye çalışmaktı.Aslını hatırlatmayan,kötü bir replikayı zaten yapmak ve kullanmak istemezdim.

Tirkeş yapımında genelde derinin kalın olması istenirki tirkeş dirice ve sağlam dursun.Yaptığım bu tirkeşin en önemli özelliği ise düşünülenin aksine pekde kalınca olmayan gevşek bir deriden yapılmış olmasına rağmen kazık gibi durmasıdır.

Tahmin edebileceğiniz gibi deriye sertleştirme işlemi uyguladım.Tarihe uygun olarak deriye uygulanan iki türlü sertleştirme metodu var.İlki sıcak suda kaynatma usulüdür fakat hacim(1/3) küçülmesi ve istediğim sertliği pek elde edemememden dolayı 2.metod olarak seçtiğim ''deriye sıcak balmumu tatbiki yöntemi''dir.

Bu metod her yönüyle muhteşemdir çünkü deriye sertlik verdiği gibi kendine özgü koyu bir renk vererek boyama derdinden kurtardığı gibi su ve nem yalıtımını da sağlayarak sizi bir sürü zahmetli işlemlerden kurtararak zaman tasarrufu sağlar.Balmumu sertleştirmesi görece pahalı olsada tarihte tercih edilen bir yöntem olması muhtemeldir.

Bu mucizevi malzeme Romalılar zamanında da ahşap,kumaş gibi materyallerin her türlü yalıtım işlerinde kullanıldığı gibi zırhların yapımında da kullanılmıştır.Balmumu kullanımı Vikinglerde ve eski mısırlılarda da görülmektedir.Kısaca orta çağıda katarak devrinin süper yalıtım,cila ve sertleştirme malzemesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Unutmayalımki zırh yapımında deriyi sıcak suyla sertleştirebilirsiniz fakat neme ve suya duyarlılığını engellemek için muhakkakki yalıtımada ayrıca ihtiyaç duyulacaktır.

Osmanlı okçuluğuyla alakalı olarak oklarının yalıtımında,cilalanmasında ve muşamba sargısında da balmumunun kullanıldığını anımsayalım.

Belkide sıcak su ve balmumu sertleştirme yalıtımı birlikte kullanılarak metal zırhlara kıyasla daha hafif,ucuz ve hareket kabiliyeti (amaca göre) daha yüksek zırhlar elde edilebiliyordu.

Anlayacağınız;gerçek deri zırhlar öyle dizilerdeki gibi rüzgar estiğinde pul-pul havalanmazlar.Sertleştirilmiş deri sıkı ve diri durur.Havalananları ise düşman karşısında hiç bir işe yaramayacağı önceden bellidir zaten.

Deri zırhlara uygulanan sertleştirme işlemiyle nasıl bir koruma sağlanıyorsa Tirkeş derisine uygulanan balmumu sertleştirme işlemide bacağı koruyan bir zırh görevi görecektir.

Deriyi balmumuyla sertleştirme işlemi fırında ısıtılan derinin üzerine ısıtılmış balmumunun (Benmari usulü) yedirilmesiyle gerçekleştiriliyor.Ve ortaya o gevşek ve oynak deri parçasından mucizevi sertlikte adeta bir kütük çıkıyor...,deneyenler anında görecek ve kesinlikle şaşkın kalacaklardır.

Peki ben bu metodu tirkeşime nasıl uyguladım ?..,
bu metodu uygularken yeterince büyük fırınım olmadığından dolayı eritimiş balmumunu deri yüzeyine elektirikli bir ısı tabancası vasıtasıyla uyguladım,iyice yedirdim.






Isıtılmış deri eritilmiş balmumunu içine çekerek adeta suya doyan bir çelik kılıç gibi hiç umulmayacak derecede sertleşmiş bir ürün  olarak ortaya çıktı.Uyguladığım bitkisel yağ,su vs.gibi diğer hiç bir yöntem bana sıcak balmumu sertleştirmesinin verdiği neticeyi veremedi diyebilirim.
Üstelik yağın kuruması bayağı uzun zaman alıyor.Oysa balmumuyla anında netice alıyorsunuz.

İlave olarak;bahsettiğim önce derinin sıcak suyla sertleştirildikten sonra sıcak balmumuyla sertleştirilmesi neticesinde ortaya çıkan deriyi merakım üzere bir dahaki sefere denemek şart oldu :)





Balmumuna mum yapımında kullanılan parafin maddesininde eklenmesi derinin sertliğinde etkili rol oynayacağı açıktır.

Bu işlemler sırasında balmumu ve parafin buharının ateşten uzak tutulması,ateş alma sıcaklığından korunması gerektiğini güvenlik açısından hatırlatmak isterim.



Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan