31 Ocak 2013 Perşembe

EN MÜKEMMEL DARP(DARB) TEMRENİ HANGİSİDİR ?

Bir okun delici uç kısmını oluşturan,genel adıyla temren; hedef tipine ve amaca yönelik olarak imal edilerek sonuçta zeytuni,oval,baklava tipi,üç köşe,dört köşe,yıldız,vs..gibi zengin bir ürün gamına ulaşılmıştır.

Dövme Çelik Darb(Darp) Temrenleri

Fakat,Osmanlı-Türk Okçuluğu temren yelpazesi içinde sanırım hiçbir ok Darp(yada Darb) temrenleri ile delicilik konusunda aşık atamaz,boy ölçüşemez.Av yada zırhsız bir düşmana atılan,bir yaprağı andıran geniş temrenleri zırhli bir düşmana atmanız hiçbir işe yaramayabilir fakat bir darb temreni kelimenin tam anlamıyla bu işin piridir ve büyük bir ihtimalle affetmez.Peki neden büyük bir ihtimalle dedim ki....?

Bunu dememin sebebi;atılan okun düşman zırhına tam dik olarak rast gelmemesi ihtimalidir.
Nedense,bütün tarihi savaş filmlerinde zırhlı askerler hiç bir hata payı olmaksızın keklik gibi vurulurlar.Oysa eminim ki vurulan onlarca zırhlı asker kadar, zırhlarından ok seken ve savaşa devam eden asker sayısıda küçümsenemez sanırım.Filmlerde bu durum gene gösterilmez  :)

Çünkü bir ok ne kadar delici olursa olsun yanlamasına duran bir zırhı delmenin ihtimali çok düşüktür.Bir darb temreni için en mükemmel vurma açısı tahmin edersiniz ki 90 derecedir.

(Günümüzde tank zırhları da bu mantığa hitap edecek şekilde,yani tank eksenine dik olmayacak şekilde tasarlanmakta ve imal edilmektedir.Amaç tank zırhına dik gelmeyen top mermilerini sektirebilmek,tankı adeta 'dokuz canlı bir kedi' ye çevirebilmek.)

Darb temrenleri üç köşe,dört köşe,çuvaldızı andıran silindirik bir yapıda yada yıldız kesitlerinde olabiliyor. Batılı kaynaklarda da 'Bodkin' olarak geçen bu tip temrenlerin sizce hepsi aynı mükemmelliktemidirler...?

Hatırlarsanız daha önceki Darb temrenleri ile alakalı yazımda darb okunu bir konserve açacağına benzetmiştim.Çünkü çalışmaları tıpa tıp  aynı tarzda dır.Aynı bir konserve açacağı gibi önce saplanırlar ve o deliği yararak metali yırtarlar.

İyi bir darb oku ;

           'önce delme,sonrada deliği keserek yarma ve düşük sürtünme vasfına sahip olmalıdır.'

Bu üç özellik bizim darb oklarını yorumlamamızı sağlayabilen bir 'Formül' niteliğindedirler.

Darb Temrenleri İş Başında(Prinç plaka temrenlere el baskısı uygulanarak delinmiştir.)
En sağdaki,çuvaldız yada zeytuni temreni temsilen Darb temrenleri içinde en işe yaramazıdır diyebilirim.İşe diğer temrenler gibi plakayı delerek başlar ve formülümüzdeki 'önce delme' koşulunu gerçekleştirsede ikinci koşulumuz olan 'keserek yarma' şartını yerine getirememektedir.Sahip olduğu keskin olmayan düz yüzey sebebiyle kesmek bir kenara dursun sürtünme kuvvetiyle karşı karşıya kalır.Bu tip temrenin bir plakayı delebilme başarısı tamamen yaya ve okçuya ait olur ve burada konumuz dışında olsa da övünülecek olan temrenin işlevselliği değil 'okçunun gücü'olacaktır sanırım.

En soldaki kare kesitli Darb temrenini ele alırsak;ingilizlerin bodkin dediği bu temren plakayı önce delerek ve sonrasında da keskin dört kenarı vasıtasıyla plakayı yararak gerekli şartları yerine getirmektedir.Zaten tarihte de işlevselliğini kanıtlamış,savaşlarda başarıyı elde etmiş bir temren dir.

(İngilizler efsanevi 1415 Agincourt savaşında galip gelmelerini tamamen ingiliz okçularına ve zırh delici bodkin'lere borçlu olduklarını bilmektedirler.İngiliz ordusunu ~5000 kadar okçu ve 1000 kadar da piyadenin oluşturması son derece dikkat çekicidir.Bu savaşta Fransız ordusundaki şövalyeler neredeyse yok edilmişlerdir.)

Peki en mükemmel Darb temreni bu temren midir...? ,
yukarıdaki resme dikkatlice bakarsanız eğer ; evet delme ve yarma işlevselliği var fakat keskin dört kenarları dışındaki alanların plakaya sürttüğünü,bir sürtünme engeliyle karşı karşıya kaldığını yarıktan pek fazla ışık sızmadığını da görerek anlayabiliyoruz.Bu sürtünme ok enerjisinin bir kısmını muhakkak ki ziyan edecek, emecektir.
İşte,o kadar öğülmesine karşılık,en azından bir vasfının menfi olması durumu bana göre bu temrenin mükemmellik tacını tehlikeye düşürüyor.Mükemmel olmasa da iş görüyor denebilir,doğrudur.

Mükemmellik ?,peki daha mükemmeli varmı dır? ..Evet, mükemmelik tacı'nın asıl sahibi,

    'kare,üçgen,yıldız kesitli fakat tabiki kesici köşeler dışındaki alanları boşaltılmış olanlar dır.'

Yani aşağıdaki resimde solda duran diğerlerine göre daha iyidir.Temrendeki bu boşluklar Telhiste de 'ok yeleğindeki gibi boşluklar' olarak nitelendirilmiş,tanımlanmıştır.İlave olarak;
'zırh ve demir dahil,et-kemik her şeyi deler-geçer' diye bahsi geçer. (Telhis-i Resailat-ı Rumat,sf 131)

Işığın sızdığı boşluklara bir bakın ;soldaki temrenin plakaya temas miktarı ne kadar az değil mi?

(Köşeli ve boşlıklu darb temrenleri İngilizler tarafından Tudor döneminde de kullanılmıştır ve Tudor Bodkin'i olarak anılmaktadır.(Mary Rose batığında bu tip ok başları bulunmuştur.)


Tudor  Bodkin'i

Osmanlı 'köşeleri yelek gibi olan' (Aşağıdaki resimde üstteki temren) diye tanımlanan bu temrenin üçgen ve yıldız kesitli olanlarını da denemiş.(Arayış mükemmel)Fakat bu temrenler arasında  delme,kesme ve düşük sürtünme özelliklerini mükemmel bir şekilde doğrulaması sebebiyle,

üçgen kesitli ve kesici yüzeyler arası boşluklu olanlar zırh delici-darb temrenlerinin en alasıdır.'    



Not: Zırh Delici(Darb) Temrenlerin karşılaştırılmasında yayın gücü,çekiş mesafesi,temrenlerin ve ahşap şaftların ağırlığı,uzunluğu,malzeme cinsi v.s. gibi bir çok okun deliciliğini etkileyebilecek önemli etkenler eşit ve sağlıklı bir karşılaştırma için aynı olması gerekmektedir.Bu sebeple,araştırmamızda oklar arasında fark yaratabilecek tek etken olarak ' Temren Kesidi ' kale alınmıştır.


Sevgi ve Saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan


















17 Ocak 2013 Perşembe

Enver Paşa'nın Yayı


İsmail Enver-Enver Paşa
Osmanlı İmparatorlığunun son dönemlerinde hem bir asker,hemde bir siyaset adamı olarak etkin bir rol üstlenmiş olan Enver Paşanın Askeri Müze/Harbiye-İstanbul da bulunan çelik yayını bu müzeyi gezipde görmeyen- bilmeyen yoktur sanırım.

Bu müzeyi ilk defa orta okul sıralarında ziyaret etmiş ve o yayı gördüğümden beri  diğer yaylardan farklı olmasıyla kafamı kurcalamıştır hep.

Araçlarda kullanılan makaslı yada yaprak yay diye adlandırılan bir süspansiyon sistemini andıran bu yay;kullanılan malzeme ve özellikle tasarımcısı durumunda olabilecek ünlü sahibi dolayısıyla onu çok nadir ve özel bir yay durumuna getirmektedir.


Enver Paşa'nın Yayı-Askeri Müze-İst.

Bu yay bazı şaşırtıcı özelliklere sahip.Araç makas-yaprak yay sistemlerinde yaprak halindeki yayları bir arada tutan, 'kelepçe' denilen bir parça mevcuttur ve bu parça Enver Paşanın yayı için geliştirilerek uygulanmıştır.

Yay Üzerindeki İki Güzel Tasarım


Yaydaki kelepçeler resimdeki gibi yayın sırt kısmındaki ilave bir bükümlü şerit vasıtasıyla hem sabitlendiği gibi,aynı zamanda da bir miktar kuvvetde sağlanmaktadır.Bu şerit yay kabzasının altından geçerek diğer kanada da aynı şekilde uzanmaktadır.Bükümlerin düzgünlüğü,işçilik çok hoş.Ayrıca,yay uzun ve asimetrik değil.

Buna benzer bir tasarım yay başlarında da var(Sarı bölge).Yay başlarına dikkat ederseniz eğer;bir ucu yay başına girmiş, diğer ucuda 'U' şeklinde büküldükten sonra tekrar bir bükümle kiriş durumundaki tel oluğa düğümlenerek sabitlenmiştir.
Yıllarca bakışlar altında gizemini korumuş olan bu yay aslında bir kanıt durumundadır da aynı zamanda.Nasıl mı?....

Her okçu kullandığı yayın kabzasında,okun geçtiği ve bizde 'tir geçimi' diye tabir edilen bu bölge üzerinde ok aşımına dayalı bir iz bırakır.Ok zamanla bu bölgedeki deriyi ve hatta önlem alınmazsa yay malzemesini tabir-i caizse 'yemeye' başlar ve pek hoşa gitmez.Bu bölgeyeyi koruma maksadıyla deri,yapıştırıcı ve hatta metal plakalar bile yapıştırılır günümüzde.Çünkü bu durum  Nasrettin Hoca'nın hikayesindeki bindiği dalı kesmesine benzer. :)

Ve kabzedeki bu izlerden de okçunun baskın gözünü de hesaba katarak bir Okçunun Başparmak mı yoksa Üç parmak mı çektiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Kabzadaki 3 Adet Ok Aşındırma İzi
Mesela ben sağlak bir okçu olarak,baş parmak çekişimle yayımın sağ tarafında 'Tir geçimi' denilen kısımda
erime-aşınma oluşmuştur.İşte bu durum bana ait bir yay için kanıttır.

1.Kanıt:
Yukarıda görmüş olduğunuz Enver Paşanın yay kabzasında bulunan kanıt izi kırmızı daire ile işaretledim.Bu bölgede 3 adet aşınma izi var ve en derin olanı en alttadır.

İşaretlerin  kabzanın sol tarafına ait olduğunu düşünmemin sebebi:
Ok'un en çok en derin aşınma izinin bulunduğu alanda kullanılmış ve sarı işaretli kabza bölgesi bazen biraz daha yukarıdan kavranması (yada okun yukarı doğru hatalı hareketiyle) ile ok çıkışları biraz daha yukarıdan yapılmıştır.
Bunun diğer bir sebebi rahatsız bir kabza tutuşu sebebiyle her bir atış sonrasında elin daha yukarıya,yani rahata erme çabası da olabilir.(Ok şaftı yumruğa dayandığından dolayı daha aşağı inemez,dolayısıyla kabzayı daha alttan zedeleyemez)

Enver Paşa'nın Yayı- Kabza Detay


Ayrıca,Paşa'nın oku yayın tam ortasından fırlatma amacını güderek,yaya sanki bir Arbalet-Kundaklı yay muamelesi yaparak atışta kusursuzluğa ulaşma çabası içinde olduğu görülüyor.Bu kavrama şeklinin alt parmakların dışarı taşmasına da sebep olduğu gayet açıktır.

Tabiki 1.Kanıtın geçerliliği içinde yayın sol el ile kavrandığının da kanıtlanması gerekiyor.Öyleyse,..

2.Kanıt:
Yayı sol el  ile kavrayan,kirişi sağ eliyle çeken bir okçunun baskın gözü de sağ göz olmalıdır.Paşamızın baskın gözünü belirleyebilmek amacıyla aşağıdaki resmi buldum.

Enver Paşa'nın Baskın olan Sağ Gözü
Enver paşa'nın tabanca ile atış yaptığı bu resimde sol gözün kapalı tutulup,sağ göz ile nişan aldığının görülmesiyle birlikte sağ gözün baskın olduğu anlaşılmaktadır.

Netice olarak,
Enver paşa'nın kabzayı tam ortadan değilde sıradışı bir şekilde,epeyce aşağıdan sol el ile kavradığını,sağ el 3 parmak ile kiriş çektiğini,yayının ise ilginç bir modern yay tasarımı olduğunu söyleyebilirim.


Sevgi ve Saygılarımla,
Mehmet Gölhan