28 Aralık 2012 Cuma

Sadece Sakal-Tüy Deyip Geçmeyin.

                                                       

Osmanlı okları baş,boğaz,göğüs,göbek baldır ve ayak ve hatta yelek(Tüy) kısmına da sakal diyerek bölümlerine ayırmış,sakallı bir insana benzetmiştir.Buna benzer olarak yayın bölümlerinde de bu yaklaşım var mesela ;yayın başı,karnı,sırtı gibi fakat oklar kadar değil elbette.

Aslında bu bana biraz komik gelmekle birlikte aynı zamanda da çok akıllıca bir yaklaşım olarak görüyorum.Çünkü yere saplı duran bir ok hakikaten 'hazır ol' vaziyetinde duran sakallı bir insanı,belkide bir askeri andırdığı gibi bölümlerini isimlendirmede ve daha da önemlisi akılda kalıcılığı konusunda bundan daha iyi bir yöntem seçilemezdi sanırım.

'Esas Duruş' daki  Beyaz Sakallı Askerler. 

Peki,sakal-tüy dediğimiz ve bir okun düzgün uçmasını sağlayan,dümen vazifesi gören bu parçası için Osmanlı ne tür tüyleri kullanmış?,kuğu,karbatak vs..
Ben daha kolay bulduğum içinse kaz tüyü (daha uygun) martı tüyü de kullanıyorum.
Osmanlı bir ok için en iyi kuş tüylerini tespit ettiği gibi,kullanılacak tüyün en has bölgelerini de belirlemiş.

Bazı arkadaşlarımız tabiki bilirler fakat,rastladığım,konuştuğum bir çok insan malesef tüyün en makbul yerinin geniş  bölgesi olduğunu sanıyor.
Oysa gerçekte Tüyün dar olan bölgesi biraz daha etli ve ok üzerinde daha diri duruşuyla daha KIYMETLİDİR.


Tüy'ün Kıymetli Dar bölgesi ve Sekiz Olmuş Geniş Bölgesi.:)


Bu dar bölge daha etli olmasının yanında yumuşaktır da aynı zamanda,kabzayı sıkan yumruğunuz üzerinden yayı terkederken elinizi çizmez,kesmez.Günümüz okçularının kullandığı Batı tarzı hindi tüyleriyse;tüy altındaki beyaz şaft fazlalığıyla adeta bir zımpara,'bıçak' durumundadır.


Kan Akıtmaya Hazır Sabıkalı Hindi Tüyleri

Oysa,süslü püslü boyalı ,kazık gibi sert yurtdışından temin ettiğimiz bu hindi tüyleri, Osmanlı tarzıyla alakasız bir şekilde her çeşit endamlı Osmanlı ok replikalarına ne yazık ki hiç çekinilmeden yapıştırılmaktadır.

Bir düşünsenize,bir oku gezinden endamına,zeytuni temrenine kadar uğraşıp bir Osmanlı okuna benzetmeye çalışıyorsunuz,benzetiyorsunuz fakat iş tüye gelince bu beyaz şaftlı kaba-saba hindi tüyünü ona layık görüyoruz ,..inanılır gibi değil.

Hadi okçuluğa meraklı gözlerle bakan insanlar buna pek dikkat etmez,fakat geleneksel okçuluk festivallerinde,yarışmalarda bu işin hastası haline gelmiş yerli-yabancı uzmanlaşmış okçuların gözünden kesinlikle kaçmaz,kaçmayacaktır ve açıkça olmasada  notunu verecektir.

Hindi tüylerini kolay temin edildiği ve hazır oldukları için tabiki kullanalım,kullanmayalım demiyorum.Bende antreman için kullanıyorum fakat onları endamlı replika oklarımızda da görmek zorunda değiliz, hele o beyaz şaftlı hindi tüyü üzerindeyken gerile gerile bu bir 'Osmanlı endamlı,menzil okudur,pişrev okudur', demeyelim,lütfen.

Neyse,asıl mevzumuza dönelim.Tüyün dar yerinin makbul olmasının yanında,tüyün zarıyla birlikte kamış-şaft bölgesinden de ayrılmış olması çok önemli.Zarından  yapıştırılmış bir tüy asla eli yaralamaz,zarar vermez.

Bu durum kaynaklarda(Ünsal Yücel/Türk Okçuluğu ve Telhis ),

''Kanat tüylerinin bir yanı enli bir yanı ensiz olur.Enli yanı gevşek ve yumuşaktır,çabuk bozulur.Dar tarafın ne katı ne yumuşak olan orta tarafından yapılanı makbuldür''

şeklinde geçer ve ayrıca tüyün sapını iki ayağının baş parmaklarıyla tutup,tüyü zarıyla birlikte nasıl ayırabileceğimizi anlatır.

Makbul  Dar Bölgenin Ayrılması

Aslında ayırma işlemi çok basit,dikkat edilmesi gereken tek husus ; tüy çekiş yönünün kamış-şaft eksenine yakın ve paralel olması şartı.(Şafta dik olarak çekerseniz tabiki zarın kopması kaçınılmaz olacaktır).Aslında herhangi bir noktadan kopsa dahi bu parçayı rahatça kopan yerin arkasına ekleyebiliyorsunuz.



Makbul olmayan tarafta aynı yöntemle zarla birlikte çıkarılabilir.Kaz tüyü zor bulunduğu için,yapıştırma işlemi biraz daha zor olmasına rağmen kullanıyorum,iş görüyor.




Ve sonuç olarak elimizde farklı oklarda kullanılmak üzere,zarından ayrılmış iki adet tüy olur.Bir okta kullanılan tüylerin hepsinin aynı kanada ait olması zorunluluğunu da unutmuyoruz tabiki.Hepsinin sağ yada sol kanada ait olması lazım.




Neticeye bakarmısınız?,biri sekiz olmuş haliyle 'hadi gel gezelim'derken diğeri neredeyse 'esas duruş' durumunda 'ne işin var ,otur' durumunda.




Tüylerin şaft üzerine döşemek içinse yelekleme tezgahında tüy döşeme klavuz hattını çizebileceğiniz gibi,tezgahınız yoksa karton bir şablon vasıtasıyla da bu klavuz çizgilerini belirleyip çizebilirsiniz.Yapıştırıcı olarak Organik yapıştırıcı(Boncuk tutkalı kullandım) kullanabileceğiniz gibi ben daha hızlı olması sebebiyle kauçuklu bir yapıştırıcıyı(Pattex daha ince uçlu ve yapıştırıcı kıvamı sulu olduğu için rahat bir sürüm sağlıyor) her iki yüzeye sürdükten 5-10 dk.sonrasında yapıştırarak işlemi tamamlamayı tercih ediyorum.



Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet Gölhan