27 Mart 2012 Salı

Osmanlı-Türk Okçuğunda Bilek Siperinin 'Nasıl' Yapılabileceği Hakkındaki Şema ve İzahatlarım 3.Bölüm


Osmanlı Bilek Siperinin,kabzadaki 'Tir Geçimini' Gösterir Pozisyonu
Tabla Yapımı:
Sürgülü,yani sökülebilir Tabla bölümü siperin en basit parçalarından biri olarak gözükmektedir.Sizde Tablanın kolay bir parça olduğuna inanıyorsanız şimdi sıkı bir fren yapmanın tam sırasıdır ve yapın.Çünkü tablanın yapımında,kullanımında dahi bir sır,bin maharet var.
Eğer tablanın yapımında orjinal deri,bağa vs.gibi yarı canlı bir malzeme kullanacaksanız eğer,tablanın zamanla çarpılma ihtimallerini de düşünmeniz gerekiyor.İlk başlarda,müzelerde gördüğüm siper tablalarında kullanılan bağa,keler vs gibi canlı kabuklarındaki yamuklukların,bunları yapan siperci ustalarının siperleri bu şekilde yaptığını zannediyordum.Fakat benim yaptığım siper tablasında başıma gelen olaydan sonra,müzelerdeki bu tablaların ilk yapıldıklarında düz olduklarına ve zamanla çarpıldıkları kanaatine vardım.
Ben müzedeki 2,5mm lik tabla yerine,tabla için 4mm'lik kontrplak levha kullanıp,üzerinide Vatoz derisiyle kaplamıştım.Fakat zamanla,tahminime göre içinde barındırdığı rutubetin gitmesiyle tablaya kuvvet uygulamış ve hafifçe 'U' şeklini almıştı.Bende vatoz derisi kaplı kontrplak tablayı su spreyi ile ıslatıp aksi yöne doğru presleyerek ve kurutarak düzelttim.Tabiki belli bir zaman sonra tabla tekrar çarpılabilir.
Bu problemden kurtulmanın en iyi yolu;tablayı 2 parça 1,5 - 2 mm lik ince ahşap kontrplakları,elyaf yönleri birbirlerine dik olacak şekilde yapıştırdıktan sonra üzerini yarıcanlı bir malzemeyle kaplamaktır.
Kontrplak levhaları kıl testeresiyle kesebileceğiniz gibi benim yaptığım gibi kalınca bir maket bıçağıyla tekrar tekrar tabla dış hatlarını keserek daha temiz bir kesiş yapabilirsiniz.Bir sonraki adımsa,siperdeki tabla kanalıyla tabla sürgü bölgesinin birbirlerine sökülüp takılabilecek şekilde tesviye edilmesidir.Tabla itildiğinde hafif bir sıkılıkta sipere sıkışması gerekiyor.Ve istenildiğinde de tabla tek bir hareketle dışarı alınabiliyor.(Bu hareketin ne işe yaradığına daha sonra değineceğim)
Tablanın altında ise orjinalindeki gibi 'kadife kumaş' kullandım.Yapıştırıcı olarakta kauçuk esaslı bir yapıştırıcı kullandım.Yalnız,kadife kumaşın dış hatlarını kestiğinizde lif lif dağılacağı için,ki bu kötü görünmesine sebep olacaktır;dış hatlarına ince bir fırça yada parmağınızla sıvazlayarak ince bir yapıştırıcı(uhu) katmanı sürerseniz,kadifenin dağılmasını önlersiniz.Şimdi,
asıl buradaki en önemli mevzu,Tabla neden siper gövdesine sürgülü bir şekilde,yani demonte olabilecek bir yapıdadır.Sürgü tesviye işlemleri bir siperci ustası için fazladan bir uğraşı ve siper yapım süresini uzatacağı için açıkçası'angarya' durumundadır.Peki o zaman neden tabla sökülebilir bir vaziyette ?.Bu sorunun tek cevabı olabilir,oda Kemankeşin atış sırasında istediği zaman çıkarma arzusundan kaynaklanmasıdır.
Telhis-i Resailat-i Rumat',sayfa 93 de 'Tablayı anlatır' başlıklı yazıda,

''Kaza geleceği zaman göz görmez olur'' sözüne göre,insanlık gereği unutma olabileceğinden bazen ok siperden sekerek veya kuyruktan düşerek tablaya isabet etmekle yumruğun selamet bulduğu;tabla olmayınca kabza elinin yaralandığı görülmüştür.''
ifadesindeki sarı bölge bize siperin tablasızda kullanıldığını göstermektedir.Peki o zaman neden bir kemankeş tehlikesini bile bile tablayı siperden ayırmaya kalkar?.Hangi hallerde tablayı çıkarmaya yelteniyordu ve amaç neydi?Kemankeş acaba ustalığına mı güveniyordu yoksa bu o dönemin modası olan bir 'hava atma' yöntemimiydi?.
Tablasız bir siperin ok menziline bir katkı sağlamayacağı açıktır.Oka etki ancak oluğun doğru yada yanlış konumlandırılmasıyla alakalı olabileceği ağır basmaktadır.Kısacası bu durum tablasız bir siperin daha kolay ve rahatça doğru pozisyonda tutulabileceğini göstermektedir.
Doktor ve Kemanger Sayın Yaşar Metin Aksoy'un Bede Dwyer ile yaptığı bir yazışmada,Bede Dwyer'in Graysonun okçuluk kolleksiyonundaki bir siperin kopyasını denerken,tablasız siper kullanmanın daha kolay ancak tehlikeli olduğu sonucuna vardığını söylemiş olması,bu konu hakkındaki düşüncelerimi desteklemektedir.
Ancak,tehlikesinden dolayı bu işe sadece rekor kırma hayaliyle için için yanan hırslı bir kemankeşin cesaret edebileceğini söylemek sanırım yanlış olmaz.Ki bende böyle bir hayalle o dönemlerde yaşasaydım eminim ki bir anlık kıvılcımla tablayı sürgüsünden ayırırdım.Fakat yanlış bir el yada vücud hareketimle de,Telhisin yukarıdaki açıklamasındaki gibi kabza elim hasar görebilirdi.
Siperdeki bu tablayı çıkarma düşüncesi bize siperin hiçte kolay bir alet olmadığını,aynı zamanda tehlikeli de olduğunu göstermektedir.
Tablanın sürgülü olamasındaki bir diğer amaçta yukarıdaki Telhis açıklamasındaki ''kuyruktan düşerek tablaya isabet etmekle yumruğun selamet bulduğu'' ifadesinden yola çıkarak hasar gören tablanın yerine yenisinin takılabilmesi kolaylığıdır.

Tabla yapımı sırasında,sürgü dışında epeyce bir miktar kalan tabla arkasının,çok az bir kuvvetle bayağı bir esnediğini,esnetilebildiğini fark etmiştim.Eğer siperci ustası bu esnemeyi yok etmek isteseydi tabla arkasını kolayca sabitlerdi.Bunun tablada istenilen,arzu edilen bir özellik olabileceğini düşünüyorum.Çünkü siper kuyruğundan düşen bir ok siper oluğunun altından tablayı aşağı doğru bastırması sonucunda,tablanın aşağı doğru hareketini sağlayarak korunacak bölge alanını arttırabilir.Yani daha küçük bir koruma bölgesi,tabla arkasının ok çarpması yada ok itelemesiyle esnetilerek daha da büyütülebiliyor.Çok ilginç değil mi?


UYARI:
Bilek Siperlerinin,özellikle yeteri kadar ustalaşmamış aceleci okçular için tehlike oluşturabileceği uyarısını yapmak zorundayım.Çünkü kabza gerisine kadar çekilen bir menzil oku yanlış bir bırakış yada vücut hareketi neticesinde kabza yada siperden sekerek tehlikeli durumlar yaratabilir.Ben siperimden iyice emin oluncaya kadar büyük bir koruma gözlüğü taktım ve ilk atışlarımı bu şekilde yaptım.Aslında koruyucu bir maske daha da iyi olacaktır.Gerçi Osmanlının bu tür kazalarda yaşadığı en büyük hasar,okun tablaya yada yumruğa zarar vermesiyle sonuçlanmış.Ama Siper kullanımının o dönemlerde revaşta olduğunu ve Kemankeşlerin ustalıklarını da göz önüne alırsak,bizim daha da tedbirli olmamızda fayda var.


4.Bölümde bilek siperi tasmasını ve siperde gözüme çarpan bazı STANDART'lardan da bahsedeceğim.

Çok yakında,
Mehmet Gölhan/Kemanger






22 Mart 2012 Perşembe

Osmanlı-Türk Okçuğunda Bilek Siperinin 'Nasıl' Yapılabileceği Hakkındaki Şema ve İzahatlarım 2.Bölüm

Osmanlı Bilek Siperi Replika Şablonları(SAĞ EL OKÇUSU İÇİN-For Righ Handed Archers)


Siper yapımına başlamadan evvel,bir temel oluşturmak amacıyla elimdeki tüm yazılı kaynakları (Ünsal Yücelin Türk Okçuluğu ve Telhis-i Resailat-i Rumat) araştırdım ve not aldım.Bulduklarımı madde madde sıralarsak,

*Malzeme olarak bağa,boynuz,keler,ham deri,fildişi ve ahşap kullanılıyor.
*Siper oluk boyu,yüksekliği kişinin yapısına göre değişiyor.
*Oluk kavisinin orta yerine 'Atış Yeri' deniyor ve oku en fazla atış yerinden 1 arpa boyu gerisine çekmek makbul.
*Tasmadaki şerit öyle bağlanmalıdır ki,Siper başını ne kabzaya nede şast'a çekmelidir.Gerekirsede bir hoca tarafından gözlenmesi nasihat edilmiş.
*Yay,siper ve okun atış yapmadan önce uyumunun incelenmesi,okun oluk içinde 'atış yerine' dikilmeden rahatça çalıştığının görülmesini tavsiye etmişler.
Siperde tüm bu şartlar sağlanıyorsa,herhangi bir atış bozukluğunda hata siperde değil atıcıda aranmış oluyor ve hatanın 'Vücutta' olduğuna kanaat getiriliyor.

Buraya kadar elde ettiğimiz bilgiler bize Siperin düzgün kullanılabilmesi için imalat safasında bizim nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve hatta bize olması gereken ok boyu hakkında da ipucu vermektedir.


UYARI:
Yukarıda resmini görmüş olduğunuz bu göz alıcı siperin özellikle yeteri kadar ustalaşmamış aceleci okçular için tehlike oluşturabileceği uyarısını yapmak zorundayım.Çünkü kabza gerisine kadar çekilen bir menzil oku yanlış bir bırakış yada vücut hareketi neticesinde kabza yada siperden sekerek tehlikeli durumlar yaratabilir.Ben siperimden iyice emin oluncaya kadar büyük bir koruma gözlüğü taktım ve ilk atışlarımı bu şekilde yaptım.Aslında koruyucu bir maske daha da iyi olacaktır.Gerçi Osmanlının bu tür kazalarda yaşadığı en büyük hasar,okun tablaya yada yumruğa zarar vermesiyle sonuçlanmış.Ama Siper kullanımının o dönemlerde revaşta olduğunu ve Kemankeşlerin ustalıklarını da göz önüne alırsak,bizim daha da tedbirli olmamızda fayda var.




SİPERİN YAPIMI:
Bilek Siperi için Kesilen Dişbudak Bloklar


Ben ahşap olarak Dişbudak kullandım.Dayandıktan sonrada diğer ağaçları da kullanmamanın bir anlamı yok.Osmanlı ahşap olarak  ıhlamur ve akça da kullanmış.Kesilmesi gereken ebatlar,30,5mm(siper eni) x 26mm(yükseklik) x 130mm(Siper boyu) dir.
Yukarıda vermiş olduğum Siper Şablonları resmi üzerine tıklayın ve ortaya çıkan resmi masa üstünüze 'farklı kaydet' ile kaydedidiniz.Sonra masa üstündeki dosyayı-resmi açarak,yazıcınızın şeçenekler bölümündeki etkiler kısmında yazan 'Normal Boyutun %' sini  %102 olarak ayarlayın ve o şekilde çıktınızı alın.(Sonra tabiki  tekrar %100'e almayı unutmayın:) A4 kağıdına aldığınız çıktıdaki bu şablonları keserek düzgünce çıkarın ve Paralel ve Dikey Şablonlarının arkasına sertleştirmek maksadıyla kalınca bir karton yapıştırın.Çünkü bu şablonları ahşabı tesviye ederken bir kontrol şablonu-mastar olarak kullanacaksınız.(Ben Asetat kağıdı üzerine kalemle çizerek şablonları oluşturmuştum,resimler sizi şaşırtmasın)

Not:
Kaynak kitaplarımızda belirtildiği gibi,her insanın yumruk yapısı farklı ve Siperler de kişiye özel ebatlarda,uzunlukta olabiliyor.Buna çözüm yolu bulmanın en kolay yolu ise,yukarıdaki sarı bölgede anlatılan 'Yazıcıdan Şablon çıktısı alma işlemi' sırasında yapabileceğiniz büyütme oranı yüzdesiyle oynayarak 'Kişiye Özel' şablonlar,dolayısıyla Bilek Siperleri türetebilirsiniz.
Bilek Siperi Asetat Şablon Uygulaması
Sağ yan,sol yan siper yan profil şablonlarını geçici olarak kestiğimiz ahşabın sınırlarını geçmeyecek şekilde yapıştırın.Bu şablonların kullanılış şekli aşağıdaki gibidir.
Bilek Siperi Şablonlarının Konumu
Siper kuyruğu arka şablonunun konumunu ise aşağıdaki resimden görebilirsiniz.
Siper Kuyruğu Arka Şablunun Konumu
Yapıştırdığımız şablonların sınırlarına göre ahşabı tesviye ederek Siperi oluk ve tabla sürgü kanalı  hariç ortaya çıkarın.Tabla sürgü kanalını siper üzerine kalemle çizdikten sonra siper yan profilleri oluştuğu için siper yan şablonlarına artık ihtiyacınız yoktur.Şimdi oluğu oluşturmaya başlayabiliriz.Oluk paralel ve dikey şablonlarının kullanılış şeklini aşağıdaki resimlerden bakınız.

Bilek Siperi Paralel Oluk Şablonlarının Kullanılış Şekli
Bilek Siperi Dikey Oluk Şablonunun Kullanılışı
Siperin oluk bölgesi bizi en fazla oyalayan bölgedir.Ben şablonları kullanarak ve sadece tesviye edilecek bölgeleri kurşun kalemle işaretleyerek yontma-eğeleme yani tesviye işlemlerini tamamladım.İşlemler arasında sık sık kontrol ederek tüm şablonların oluğa uyum sağlamasına dikkat ediniz.Orataya çıkan oluk,siper kuyruğundan bakıldığında hafifçe sola doğru eğimli olmalıdır.Zaten tir geçimine yol verebilmesi ve okçunun tariflerdeki gibi 'yakın kesdirme'yapabilmesini de bu sağlar.

Tabla yapımınıysa sizlere 3.Bölümde anlatacağım.

Osmanlı Siper Replikası Kuyruk Görünümü




Beklemede kalın,3.Bölüm çok yakında,
Mehmet Gölhan/Kemanger








17 Mart 2012 Cumartesi

Osmanlı-Türk Okçuğunda Bilek Siperinin 'Nasıl' Yapılabileceği Hakkındaki Şema ve İzahatlarım 1.Bölüm

Osmanlı-Türk Okçuluğu Bilek Siperi 
Bilek siperi,okları daha uzak mesafelere atmak amacıyla yapılan kısa ve çok hafif menzil oklarını,kabza içlerine kadar çekilmesini sağlayan,atış rampası görevi gören ve ayrıca yay tutan yumruğu da oktan koruyan yardımcı bir alettir.
Aşağıda okuyacaklarınız Ünsal Yücelin ve Telhisin değerli açıklamaları ışığında yaptığım ve fiilen kullandığım Siper üzerindeki tecrübelerim ve bu muhteşem alet üzerindeki bazı tespit ve düşüncelerimi içermektedir.Siper ile alakalı Yapım çalışmalarımı ikinci bölümde yayınlayacağım.

UYARI:
Yukarıda resmini görmüş olduğunuz bu göz alıcı siperin özellikle yeteri kadar ustalaşmamış aceleci okçular için tehlike oluşturabileceği uyarısını yapmak zorundayım.Çünkü kabza gerisine kadar çekilen bir menzil oku yanlış bir bırakış yada vücut hareketi neticesinde kabza yada siperden sekerek tehlikeli durumlar yaratabilir.Ben siperimden iyice emin oluncaya kadar büyük bir koruma gözlüğü taktım ve ilk atışlarımı bu şekilde yaptım.Aslında koruyucu bir maske daha da iyi olacaktır.Gerçi Osmanlının bu tür kazalarda yaşadığı en büyük hasar,okun tablaya yada yumruğa zarar vermesiyle sonuçlanmış.Ama Siper kullanımının o dönemlerde revaşta olduğunu ve Kemankeşlerin ustalıklarını da göz önüne alırsak,bizim daha da tedbirli olmamızda fayda var.

Bu konudaki en büyük inancım,ister siperle atın ister sipersiz,her zaman yay tutan yumruğunuzun dışa doğru bir süpürme-takip hareketi yapması gerektiğidir.Bu hem okun daha düzgün uçmasını sağladığı gibi kirişin kola çarpmasını da engeller.Artı olarakta Siper kullanımı sırasında 'Yakın Kesdirme' hareketinin layığıyla yapılmasını sağlar.Bu hafif çevirme hareketi bana göre siper kullanımının en önemli kuralı durumunda.


Yani kirişi arasıra koluna çarptıran bir atıcı kesinlikle ve kesinlikle bu kol hareketini düzeltip,vicudunu doğru forma oturtmadan Siperli atışa geçmeye acele etmemelidir.Ki bu atıcı büyük bir ihtimalle oku kabzaya çakacak ve okun parçalanmasına sebep olacaktır.

Yakın kesdirme,siper oluğuna yataklanmış okun yayın 'Tir Geçimi' ne neredeyse değdi değecek şekilde salınmasıdır ve Osmanlı bunu makbul saymıştır.Hatta eskiler ''Mümkün olsada kabza ortasında bir delik bulunsa ve ok oradan geçse'' diye mübalağ etmişler.

Ben daha önce bir sürü arkadaşın Siper Replikası çalışmalarında,siper oluğunu kabzaya yakın kesdirme yerine uzaklaştırdığını gördüm.Açıkçası teferruatlı bir araştırma yapmadan önce,bende oluğun uzaklaştırılması gerektiğine inanıyordum.
İkinci bölümde vereceğim şablonlara göre yaptığınız siperde de Siperi tasmasından bağladığınızda oluğun hafifçe yayın Tir geçimine doğru eğildiğini,oku yaklaştırmaya çalıştığını göreceksiniz.Tariflere göre doğrusuda budur zaten.

Benim bu noktada fark ettiğim ikinci mevzu,siz siperde kullansanız siper oluğunun oku gene aynı tir geçiminden geçmeye zorladığını ve dolayısıyla Siperli atışlarda da Putaya isabet kaydedilebileceği fikridir.Yani Siper Hedef atıcılığı,Puta atıcılığıyla da çok iyi uyum sağlıyor.


Ben bu durumu doğrulamak için siperle hiçte fena olmayan bir çok hedef atışları yaptım.Ve buna kanaat getirdim.Bu durum aklıma aynı zamanda siperin savaşlarda da kullanılıyormuydu?sorusunu getirdi.Şu an için tarihte herhangi bir savaşta kullanılıp kullanılmadığına dair hiç bir bilgim,araştırmam olmasada ayrı bir heyecanlı  araştırma konusu olabilir.Çünkü o zamanlarda bu menzil oklarını kullanmanın öldürücülüğü ne kadar tartışılır olsada,düşman için çok şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı olacağını düşünüyorum.Bir düşünsenize,düşman sizin kendisine erişemiyeğinizi zannettiği bir noktadan size 'Nanik' yapıyor ve siz onu ok yağmuruna tutuyorsunuz :)

İkinci bölümde ise,
sizlere Siperin şablonlar vasıtasıyla nasıl yapıldığını açıklayacağım.Açıkçası ben,bu tarz bir siper yapım çalışması ve şablonlarının Menzil Okçuluğuyla  ilgilenen herkesin çok hoşuna gideceğine inanıyorum.

Türk Okçuluğu-Siper Arka Şablonunun Konumu

Siper Parelel Eğim Şablonlarının Yerleştirilme Şekli


İkinci bölümde görüşmek üzere,beklemede kalın,
Mehmet Gölhan/Kemanger

12 Mart 2012 Pazartesi

9 Mart 2012 Cuma

Dövme Çelik Darb Temrenleri Yapımı ve Yorumlarım

Kare Kesitli Darb Temrenleri-Konserve Açacakları :)

Darb temrenleri bildiğiniz gibi üç köşe,dört köşe,yuvarlak,yıldız kesitli ve uzun yada kısa temrenler olabiliyor ve zamanında cebe(zırh gömlek),cevşen(zırh yelek),çelik plakalı zırhlar,miğfer ve hatta kalkanlar için bile kullanılmıştır.Benimde iki adet 'kare' Darb temreni yapımı deneyimim oldu.Ve bu deneyimimi sizlerle paylaşmak isterim.

Yukarıdaki Temrenler,kendi atölyemde yaptığım 'Darb' temrenleridir.Bu temrenleri yapmak için örs-çekiç-Ateş Tuğlası ve ısı kaynağı olarak Pürmüz kullandım.Çelik olarakta,bildiğimiz imalat çeliğinden yapılmış bir 8mm lik cıvata kullandım.Pürmüz kullanarak cıvatayı ,'L' şeklinde döşediğim ateş tuğlası arasında portakal rengini alıncaya kadar ısıttıktan sonra cıvatayı 'Kare' şeklini verecek şekilde dövdüm.Burada dikkat edilmesi gereken,dövüldükçe uzayan çeliğin düz bir hat oluşturması,yamulmaması dır.Arasırada dövdükçe ve çekicin temasıyla soğuyan cıvata tekrar ısıtılarak dövme işine devam edilmelidir.Cıvatayı ucu sivri bir Temren haline dönüştürmek beni  bayağı uğraştırdı diyebilirim.
Resimde de görebileceğiniz gibi kısa Temren ilk yaptığımdır.Fakat ikinci,uzun olan temren için biraz daha az uğraştığımı söyleyebilirim.Anlayacağınız bu işlerle uğraştıkça ustalaşmaya başlıyorsunuz.

Kısa temrenin boyu 4,4cm,uzun olan temreninse 5,7cm dir.İğne boylarıysa 4 ve 5cm dir.Kısa olanın ağırlığı 10gr.,uzun olanınsa 14,5 gr.gelmektedir.Bu arada aklıma gelen,dövme temrenlerde istikrarın,yani gramaj istikrarının nasıl sağlandığıdır.Aklıma gelen tek yöntem,kabaca temren halindeki dökümün hiç fire vermeden,yani bir gramaj eksikliği yaratılmadan dövülüp hazırlanmasıdır.Ok gövdeleri olarak 'Tarzı Has'  endamını kullandım.(En sevdiğim endamdır)
Temrenin yapımı sırasında,okun ayak kısmına temas eden kısımlarında yuvarlatma amacıyla eğe ve disk şeklindeki taşlama motoru kullandım.Bu tabiki Temrende gramaj kaybına sebep oluyor ve geçmişte de bu tarz işlemlerde 'ok mastarları-cetvelleri'gibi Temrenler içinde 'mastarlar'kullanılmış ve hatta mastarlarla doğrulanan temrenler en son olarakta tartılmış olabilirler.Yani bir nevi kuyumcu işlerine benziyor bu iş.Ve nihayetinde de çeliğe su verme işlemi yapılıyor.

Ve tabiki bu temrenleri bana muhakkak ki denediniz mi ? diye soracaksınızdır.Tabiki denedim ve 1-2mm lik çelik levhaları 52Librelik yayla tereyağından kıl çeker gibi deldiğini söyleyebilirim.Ki örgü zırhları hiçmi hiç affetmeyecektir.Ve birde bu temrenlerin 80-90 librelik yaylarla atıldığını düşünün.
Sonuç olarak bu kare şeklindeki Darb temrenlerinin sanki bir 'konserve Açacağı' gibi çalıştığını rahatlıkla söyleyebilirim.Konserve açacağı,evet şaka yapmıyorum,bu temrenler çelik levhaları konserve açacağının yaptığı gibi karelerin keskin köşeleriyle keserek çalışıyorlar.Yani karenin köşeleri ne kadar keskinse,delme işlemi o kadar başarılı oluyor.Yuvarlak kesitli temrenlerinse keskin köşelere sahip olmadığı için daha az işlevsel olduğunu düşünüyorum.Üç kenarlı bir temrenin kesici kenarlarına ok şaftının uyguladığı basınç daha fazla olduğu için kesiciliği daha fazla fakat gene üçgenin metale sürtünen kenarları var.Mesela yıldız kesitli temrenlerinde dörtten fazla kesici kenara sahip olması belkide temrenin daha geç körelmesine ve kare kenarların metali keserken işe yaramayan kenarların sürtünmesiyle oluşan 'Sürtünme Kuvveti' engeli de bu şekilde minimuma indiriliyordu.Çünki yaptığım bu kare kesitli temrenlerde,metale sürtünüp te kesemeyen bu kenarların 'sürtünme kuvvetini minimuma indirmek' ve 'birim alandaki kesme kuvvetini arttırmak' amacıyla, kare temrenlerimden bir tanesinde kanal açmaya başladım.

Kare Kesitli Darb Temrenine Yarık Açma İşlem Başlangıcı
Resimdende göre bileceğiniz gibi bu işlemi daha tamalamadım ve bu kare temreni sadece keskin kenarları kalacak şekilde aralarını yontacağım.Alın size işte yıldız kesitli temrenlerin neden yapıldığı sonucu,son derece açık ve net.
Buradaki amaç,oku mümkün olduğunca derine saplayıp(Penetrasyonu arttırmak) okun öldürücülüğünü de arttırmaktır.Bende aynı şekilde kare temrenimi bir nevi yıldız temrene çevirdikten sonra tekrar 'Darb' deneyimi yapacağım ve bu konserve açacaklarının daha etkili olup olmadığına bakacağım ve tabiki ayrı bir deney olarakta sonucu sizlerle paylaşacağım.

Beklemede kalın,
Mehmet Gölhan/Kemanger

5 Mart 2012 Pazartesi

Osmanlı Tarz-ı Has Endamlı Ok Projesine Davet Teklifi

Osmanlı Tarzı Has Ok Replikaları-Yelek Yapısı
Merhabalar,
Geleneksel Türk Okçuluğunun,bana göre kullanmaması yada sınırlı kullanması gerektiği alümünyum yada ahşap düz şaftları malesef ben dahil bir çok okçu halen kullanmaktadır.Evet,bu metal soba boruları özellikle ustalaşıncaya kadar çok kullanışlılar fakat dediğim gibi,ustalaştıktan sonra bırakılıp,ecdadımızın kullandığı 'Endamlı' okları kullanmalıyız.Düz şaft oklar ile endamlı oklar arasında yapısal fark olduğu kadar,uçuş hızları ve salınımları dahi çok farklı.Malesef bu oklara kendi çabalarımızla çok az sayıda sahibiz ve endamlı okları kullanım açısından tam anlayabilmemiz için standart-hatasız ve gerek spine(esneme) ve gerekse ağırlık bakımından iyi eşlenmiş endamlı oklar edinmeli ve kullanmalıyız.Bu okları kullandığımızda,duyulan manevi hazda inanınki ifade edilemez seviyelerde olacaktır.Ayrıca oklarımızın gerçeğe uygunluğuyla birlikte,geçmişteki başarılarımızı yakalama ihtimalimiz bir nebze daha artmış olacaktır.
Osmanlı Tarzı has Ok Replikaları
Resimlerini görmüş olduğunuz bu oklar tamamıyla usulüne uygun olarak yapılmışlardır.Malesef yapım süreleri bir hayli uzun ve şu an için piyasadaki metal ve ahşap oklarla maliyet açısından boy ölçüşemezler.Aslında her işin başı hayellerle ve güzel düşlerle başlar.Benim Yay maceramda böyle başlamıştı.
Bir süreden beri endamlı ok şaftı üretimine uygun bir bilgisayarlı (C.N.C) Ok Endam Tezgahı Prototipi üzerinde çalışmaktayım ve prototip yapımına başlıyorum.İkinci problem olarak iğneli temrenler gözüksede,temren işini okadar önemsemiyorum doğrusu.:)
Dileğim,sadece ben değil,bu konunun önemini anlamış,gönlünü Geleneksel Türk Okçuluğuna kaptırmış ve bu tarz işlere yatkın bütün okçu arkadaşlarımızın el atması ve bizler için büyük bir problem olan 'Endamlı Ok Şaftı' meselesini halletmesidir.Ben yada siz fark etmez.

Saygılarımla,
Mehmet Gölhan/Gölhan Yayları/Kemanger

4 Mart 2012 Pazar

Ahşap Ok ve Zihgir Konusunda Tavsiyem-Yıldırım Ekmekçiler

Sayın Yıldırım Ekmekçiler senelerdir Ahşap Ok ve Ok Standları, tirkeş gibi çeşitli geleneksel okçuluk aksesuarları yanında plexiglass,boynuz,Exotic ağaçlar gibi çeşitli suni ve doğal malzemelerle yaptığı Zihgirler ve  mükemmel el işçiliğiyle dikkatimi çekerek tavsiye edebileceğim ender ustalar arasına girmeyi başarmıştır.


Yıldırım Ekmekçiler
E-Posta= blitz2013@yahoo.com 
      Tel: 0532 346 26 79









Saygılarımla,
Mehmet Gölhan

3 Mart 2012 Cumartesi

Geleneksel Yaylar ile Günümüz Okçuluğu Hakkındaki Bazı Kişisel Düşüncelerim


Düşmana uzaktan fırlatılan cisimlerle saldırmak,tarih boyunca hep en popüler savunma ve saldırı yöntemi olmuştur.Fakat ateşli silahlar geliştirilene kadar bu tür silahların tek kusuru,düşmanla yüzyüze,göz göze gelindiğinde pek öldürücülüklerinin kalmamasıdır.Bu yüzden savaşçı hemen devamlı öldürücü niteliği olan
kılıç,balta,gürz,vs.. sine sarılır ve düşmanı yok etmeye çalışırdı.Yayda belli bir mesafeye kadar etkiliydi ve bu mesafe içinde bir sonuç alınmadığı takdirde tek çareniz,ya ikinci bir silaha sarılmanız yada kaçmanızdı.Kılıçlı bir düşman karşısında elinde sadece çıplak-oksuz bir yayla ortada kalan bir savaşçı için ne yazık ki pek fazla umut yoktur sanırım.
Bana göre,o dönemlerde bir okçu için 'Nişancılık' kavramı çok daha farklı ve önemliydi.Çünkü okçu,yeni bir oku tekrar gezleyene kadar geçen sürede,düşmanın kendisine biraz daha yaklaşacağını ve hatta canını alabileceğini bilmektedir.
Oysa günümüz Nişancılığında boşa giden merminin arkasında hemen yenisinin hazır olduğunun bilinmesi,o askerin psikolojisinde pozitif bir etki sağlar.Geçmişteki bir okçuysa,tüm heyecanını ve psikolojisini kendisine yarar sağlayacak şekilde toparlayabilmelidir ki,hedefini vurupta sağ kalabilsin.
Aslında burada anlatmak istediğim,okçu ayırımı yapmadan her savaşçının içinde bulunduğu psikolojik durumu bastırabilecek bir psikolojik savunma ve saldırı makenizması geliştirmiş olabileceğidir.İşte o zamanda, savaşçının başarısı yada okçuluk becerisi  bu makenizmanın gücüyle de alakalı olacaktır.
Ya sen düşmanını öldürürsün yada o seni ! , ya o geyiği, o tavşanı avlarsın,yada sen ve ailen aç kalır ve ölürsünüz.İşte bana göre bu korkular ve düşünceler okçuyu ustalaşmaya,okçuluk becerilerini kusuruzlaşmaya itiyordu.Günümüz avcılığında ise büyük ve tehlikeli hayvanlarla oynanan avcılık oyunları dışında bir aç kalma yada can korkusu yoktur.
Geçmişteki bir okçu içinse yay ve ok gündelik hayatın bir parçasıydı ve üstelik elindeki yayın o çağın en etkili silahı olduğunu da biliyordu ve inanıyordu.Osmanlı zamanında ordularla yapılan büyük av partilerininde ana amacı belkide ustalaşmanın yanında bu makenizmanında geliştirilmesiydi;kimbilir.Günümüz okçuluğundaysa okçu ateşli silahların varlığından haberdar olduğu için,bilinç altından bile olsa,elindeki yaydan daha üstün bir silah olduğunu bilmekte ve buda bana göre,geçmişe oranla yay gücüne karşı bir inanç eksikliği doğurmaktadır.
Arada tabiki Howard Hill,Byron Ferguson vs..gibi çağımızın usta okçuları olmuştur,olacaktır fakat aynı şartlar tekrar sağlanamayacağına göre, teknolojik gelişimlerde işin içine katılmadığı sürece,günümüz okçuluk becerileri daima geçmişin gölgesinde kalacaktır.

Mehmet Gölhan/Gölhan Yayı/Kemanger

2 Mart 2012 Cuma

DERİYE ÖN GERİLİM VERME METODU(GÖLHAN METODU) UYGULAMA SERİLERİ-1(Pre-Stressed Leather Application Method(Golhan Method)Series No.1)

1)Sentetik Yaylarda yay yasılıyken Deriye Ön Gerilim vermek:
1)Pre-Stressed Leather Application Method(Golhan Method)Series No.1


For English,please visit ,
http://ottomanturkishbows.blogspot.com/

Bu metodla elde edeceğiniz Güç artışı,derinin kalitesi,cinsi,esneme kabiliyeti,kalınlığı,verilen ön gerilimin miktarı ve uygulanan Kimyasalın özellikleriyle doğru orantılıdır.
Deri olarak 'Keçi Derisi'ni kullandım.Bu bana ileride kullanacağım 'At derisi' nin getirdikleriyle alakalı verilerde sağlayacaktır ve eminim ki Osmanlının 'At Derisi' tercihine de ışık tutacaktır.
Öncelikle Yayı kaplamadan önce (Organik yada Sentetik Yay fark etmez),Dinamometre ile (Yay Gücü Ölçer) yayımızın çıplak haldeki Gücünü ölçmeliyiz.Ki kıyaslama yapabilelim.Yaptığımız işlemleri sıralarsak,
A)Dinamometreyle Yay Gücünün Ölçülmesi:        Çıplak Yayı 50Lb.olarak okudum.
B)Dijital Tartıyla çıplak Yay ağırlığının Tartılması:   324,6Gr. geldi.
Artık işlemlerimize başlayabiliriz.Mengeneye sabitlediğimiz yay üzerinde önce Deriyi Kabza Bölgesinin Üst Sınırlarından Kabza Bitimine kadar deriyi yapıştırdım.Bu bölge,Deriyi germemiz için bir 'Bağlama Noktası' 'gerilme başlangıç noktası' görevi görecektir.
Şimdi sıra Salda dır ve bu bölge Yayın Güç ürettiği bölge olduğu için Derinin Sinir vazifesi göreceği bölgede burasıdır.Derinin hafifçe gerilmesini sağlayarak ,derinin arkasına kalemle bir '0(sıfır) noktası' çizilir.Bu nokta 'Kasan Gözü'ne 1cm kadar(Güç artımı bu değerin arttırılmasıyla artar) yakın bir yer işaretlenmelidir.
Derinin 0(Sıfır) Noktasından Kasan Gözüne Gerilmesi &Yapıştırılması İşlemi

Kasan gözüne kadar olan yay ve derideki bu  bölgeler 'Kauçuklu' bir yapıştırıcıyla kaplanır ve 10-15 dk.kuruması beklenir.Sonra da Yay başını karnımıza dayayarak mengeneden de aldığımız kuvvetle,bu sıfır bölgesini 'Kasan' bölgesine kadar çeker ve sadece işaretli bölgenin önce yapışmasını sağladıktan sonra Kabza ve kasan gözü arasındaki diğer kısımlar hem boyuna ,hemde enine gerilecek şekilde yapıştırılır.Kasan gözünden kasan sonu-Baş başlangıcına kadar da, deriye yukarıda bahsettiğim aynı yöntem uygulanır.Ve böylece bizim için çok önemli olan Sal bölgesindeki deriye 'Ön Gerilim' verilmiş olur.
Bundan sonrada diğer bölgelerin kaplanması ve gerekli finisajların yapılmasıyla Deri Kaplama işlemi tamamlanır.
Şimdi sıra Kimyasal uygulamasına gelmiştir.Daha evvel de bahsettiğim gibi,bu Kimyasallar geliştirilmeye çok elverişlidir ve derideki kuvvet artışına 'Müthiş' etkileri vardır.Solüsyonun sürülmesiyle deri daha da katılaşır ve daha da fazla dirençli hale gelir.
Şu an için kullandığım tek Kimyasal 'İspirto+Gomalak' karışımıdır.bu karışım deri üzerine finisajı güzelleştirecek şekilde,fırça yada bez yardımıyla deriye bolca emdirilmelidir.Ben en az 3 kat uyguluyorum ve bu işlem sonunda deri parlak bir hale geliyor.Farklı renkler,bu solüsyon içine karıştırılan kuru doğal boyalarla(pigment) sağlanabilir.Bu işlem sonucunda ise,deri hem parlak,hemde daha katı ve sert hale gelir.
Kimyasalın da sürülmesiyle artık işlemlerimiz tamamlanmıştır.Fakat hemen yayın gücünü ölçmeye kalkışmamalıyız.Çünkü,deri arkasına sürülen ve deriye nüfus eden yapıştırıcının da sertleşmesini en azından iki gün beklemeliyiz.Yapıştırıcı da Deriye sürülen Kimyasal niteliğindedir.Ve ortaya çıkan Yay!.aşağıdaki gibidir.  :)
Deriye Ön Gerilim(Gölhan Metodu) Verilmiş Sipahi Yayı

İki gün sonra yayımı kirişleyerek Dinamometreyle 28'' de Yay gücünü tekrar ölçtüm ve Dijital Tartıyla tarttım.
Yay Gücündeki yeni değer:51,5-52 Lbs.arasındaydı.(Kazanç1,5-2Lb).Yeni Yay ağırlığıysa:341,2 Gr.dır.
Deri kalınlığı:0,5mm
Deri+Kimyasal+Süs Boya ağırlığı:16,60Gr.
Sonuç:
0,5mm kalınlığındaki ve toplamda 16,60Gr.ağırlığındaki Keçi derisiyle,Yay sırtına yapılan Takviye-Backing neticesinde,1,5-2Lbs.lik bir GÜÇ ve OK HIZI(Ort.4-5FPS) artışı elde edilmiştir.
En Güzel Sonuçsa :)
Okçuluk Dünyasında sadece Nem ve Yay sırtını koruduğu düşünülen Derinin,benim yöntemlerimle bir Sinir gibi çalıştırarak,Deriye kendisini taşıttırdığımız gibi,hemde  ilave bir Güç ve Ok Hızı + Ekstra bir yay sırtı koruması(***son bulgum***)elde edilmiştir.

Yaylarınızı gülegüle kullanmanız dileğiyle,
Mehmet Gölhan/Sentetik Osmanlı Yayı/Gölhan Yayları/Kemanger