12 Ağustos 2012 Pazar

PUTA...acaba biraz eksik mi tanıyoruz?


Bir avı yada düşmanı temsilen kullanılan hedeflerin içinde su kabağı,armut yada bir insanın belden yukarısını andırmasıyla,Osmanlının kullanmış olduğu hedeflerin içinde belkide en karizmatik olanı deri Puta Hedefidir.Sizlere Putanın kelime anlamı olarak nereden geldiğini,farsça vs..karşılığından,anlamından öyle uzun uzun bahsetmeyeceğim.Fazla bilginin tabiki bir zararı yoktur fakat Putanın tam olarak ne işe yaradığını belirtmeden yada anlamadan-anlatmadan bu tarz bilgilerin çokda önemli olduğunu düşünmüyorum açıkçası.Benim için bir aletin tam olarak ne iş gördüğünün saptanması ve anlatımı daha makbuldür çünki.

Putaların talimhanelerde,meydanlarda ve hatta atlı okçuluktada kullanılmış olduğunu,yer okçuluğunda ise Puta atışlarının 165-250m arasında yapıldığından bahsedilir.İşte burada duralım lütfen ! :)
Puta Okçuluğundan bahseden bütün sitelerde nedense bu mesafeden bahsedilir ve bu işe meraklı her okuyucunun aklına yerleşen ilk şey ''eveeet,deri Putaya atışlar demekki uzak mesafe den yapılıyormuş'' oluyor malesef.Bu yüzden bende elimde olmadan bir şeyler karalama ihtiyacı duydum.

Halbuki Puta hedefi aynı zamanda yakın mesafe içindir ve yakın mesafe çalışmaları bakımından da Torba hedefinin daha gelişmiş halidir diyebiliriz.Çalışmalar ise boksörlerin gölge boksu yada ayna idmanı yapmalarını andırır.Putanın aynı zamanda yakın mesafe hedefi olduğunun en önemli delili ise üzerinde serpiştirilmiş bir sürü irili ufaklı daire ve üçgen şekillerdir.Bu şekiller en kısa mesafe olarak verilmiş olan 165m.yi bırakın daha 100m.ye gelmeden çıplak gözle seçilemez hale gelir.Hadi gözleriniz dürbün kadar keskin diyelim,isabet ettirebilme olasılığınız nedir?Zaten uzun mesafe Puta okçuluğunda bildiğiniz gibi vurulan yerin bir önemi yoktur,ben daireden vurdum diyemezsiniz,sadece vurmak yeterlidir.

Peki mademki bu uzak mesafelerden seçilemeyen bu geometrik şekiller Puta üzerinde ne işe yarıyor,bunlarla ne yapılıyor,yoksa süsmü?,sitelerden,kaynaklardan 165-265m açıklamasını okuyan bunu düşünebilir :)
Cevapsa,talimhaneler yada açık alanlarda yapılan Yakın Mesafe Puta Okçuluğu.Peki yakın mesafe Puta okçuluğu nasıl yapılır?.
Daha önce bahsettiğim gibi Putaya karşı yakın mesafede duran bir okçu aynen bir boksör gibi,bazen nizami bazende diz çökerek,kimi zamanda karşı taraftan ok geliyormuş gibi eğilerek ve hatta savaş ortamındaymışçasına hareket ederek bu pozisyonlarda ok atar.Bu zaten atlı okçulukta yapılmaktadır ve neden yaya okçuluğuyla bir bağlantı kurulmasın.Hareketli bir hedefin,atlı bir okçunun vurulması daha zorsa,neden bir yaya okçusu sabit dursunki?.Cirit oyununu bir düşünün,ciritçilerin isabet oranlarının önemi kadar ciritlerden kaçmak için yaptıkları hareketlerinde önemi vardır ve bu oyun okçuluk taktikleri gibi unutulmayarak yaşatılmaktadır.
Ayrıca sizlere Telhisten bir kanıtda sunabilirim.Telhisin sayfa 64 de Torba meşkinin tarifi adlı bölümde,

'Ayrıca Puta atışlarında ve kepadekeşlikte bildirildiği gibi,Torba vurulurken bile yalnızca vücudun gereği olan tavır üzerine yönelinmemeli,çeşitli şekillerde de zaman zaman vurulmalı. 'Bazen ok atılır gibi çöküp kalkmak ile ok atmak da bu sanatın vücut tarafından layıkı şekilde yapılmasına sebep olur'' demişler'

Kısaca,bırakın Torba idmanını-Putayı,Kepaze çekilirken dahi hedef önünde Put gibi durulmadığı ve bu üç idman içinde aynı kuralların geçerli olduğudur.
Puta hedefi üzerindeki şekiller bir rastlantı değil,özellikle dağınık bir şekilde yerleştirilmiştir ve hareket eden bir avı yada düşmanı temsil etmektedir.Okçu değişik bölgelerdeki bu minik hedeflere atış yaparak yayını batı tarzı nizami okçuluk duruşunun yanında sanki bir savaş ortamındaymış gibi çeşitli pozisyonlarda da tutarak yayını her türlü açıda kullanabilme becerisini kazanabilmektedir.

Ayrıca bu konuya ilave olarak,yakın mesafe Puta atışlarında belli bir seviyeye gelmiş okçunun aynı şekil üzerine birden fazla atış yapmadığını düşünmekteyim.
Her nedense ateşli silahların eğitiminde kullanılan en az üç atışın yapıldığı modern 'grup yapma' düşüncesi beynimize işlemiştir.Oysa fişek çekirdekleri için makbul olan üstüste çakma durumu okçuluk içinse bir zayiattır.
Günümüzde dahi üst üste yapılan atışlarda en iyi ihtimalle gezler(ya şaftlar ?) zarar görmektedir.Hadi günümüzde plastik gezler hatta şaftlar çok kolayca elde edilebilmektedir fakat siz birde Osmanlı döneminin imkanlarını bir düşünün;el emeğiyle yapılan ve zamanının pahalı bir silahı olan okun üst üste çakmaya karşı korunuyor olması gerekmezmi?(belkide üstüste atış yapanlar ayıplanıyordu,kim bilir?).Açıkçası ben yakın mesafe çalışırken,plastik gezlerimi dahi korumaya çalışıp,üst üste ok atmamaya gayret ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet Gölhan