20 Aralık 2014 Cumartesi

Howard Hill,Byron Ferguson ve Osmanlı çeneyi omuza bağlama tekniği

Osmanlı-Türk Sipahi Yayı-Gölhan Yayı
Günümüzde ilkel bir silah olarak kabul edilen,acemi gözlerde ise kullanımı kolay bir şey zannedilen,gerçekte ise eğitimi ve kullanımı bir hayli meşekkatli ve zor olan yay ile oku günümüz silahlarıyla kıyasladığımızda aralarındaki en bariz farkın isabet oranlarında olduğunu görürüz.

Bir okçu okunu çok uzaklara gönderebilme isteğinin yanında isabetli olmasınıda diler.Fakat isabet ettirme meselesinin öyle pekde kolay olmaması sebebiyle neredeyse her millet kendine has,günümüzde adeta kanunlaşan teknikler-stiller geliştirmişlerdir.

Bu tekniklerin uygulanması esnasında göze hoş gelecek şekilde hoş bir görsellikte oluşur aynı zamanda.Okçu sanatını icra eden bir dansçı-oyuncu gibidir adeta.Zaten bu sebeple ok atmasam dahi okçuların atışlarını seyretmek bana hep keyif vermiştir.

Peki sizce görsellik yada estetikmi daha önemlidir yoksa işlevsellikmi diye sorulduğunda nasıl cevap verirsiniz?
Bir araba var ve çok-çok güzel,ona bakmaya neredeyse kıyamıyorsunuz fakat yanında birde benzin istasyonunu almanız gerekiyor.Ne yaparsınız?

Yada konumuzla alakalı olarak...,hedefi tam ortasından vuran bir okçumu olmak istersiniz yoksa atış esnassında tüm hareketleriyle adeta bir balet gibi davranan sivri-sinek avlar-karavanacımı? :)

Eminimki bu her iki özelliğide sahiplenip hem 'Kelebek gibi uçup,hemde arı gibi soksak'' olmazmı diyen bazı hazır cevap okuyucularımızda olacaktır kesinlikle ama akıl-mantık çerçevesinde ikinci planda olması gereken her zaman için tabiki görsellik olacaktır.

Bu spora başlayanlar iyi bilirki;''Arı gibi sokabilmek'' bayağı zor bir iştir ama 'Kelebek gibi uçabilmek' ise gayet kolaydır.

Şimdi gelelim konuyla alakasına;
dünyadaki tüm tekniklere,işte Eskimosundan tutunda ingilizi,japonuna kadar bütün ülkelerin tekniklerine büyük saygı duyarım fakat insanın aklına ister istemez..,

''Dünyada o kadar okçuluk stili var fakat amacımız hedefi istikrarlı bir şekilde tam isabetle vurmaksa eğer acaba en iyi okçuluk stili hangisidir?...,şeklinde bir soru geliyor...,demiştik ya.., 'Arı gibi sokabilme'' meselesi.

Günümüz modern okçuları nasıl Hoyt,Easton vs.gibi ünlü markaları tercih ederek bu malzemelerin yarışmalarda çok daha başarılı ve isabetli olacaklarını düşünüp satın alıyorlarsa;kullanacağınız teknikte işte o oranda,hatta çok daha kaliteli olmalıdır.Gelin okçuluktaki başarıyı formülleştirmeye çalışalım;

                          Kaliteli malzeme + kaliteli atış stili = İsabette istikrar.

Fiziki olarak bir okçuda aranan en iyi-süper vasıflara sahip olsanız dahi kullandığınız kötü malzeme ve stiliniz sizi başarısızlığa doğru sürükleyecek demektir.

Geleneksel Okçuluk(Traditional Archery) stilleri üzerine araştırma yaptığımızda günümüzde karşımıza iki ünlü isim,adeta efsane çıkmaktadır;Howard Hill ve Byron Ferguson.



Byron Ferguson


Bu iki isimden günümüzde sadece Byron Ferguson'un hayatta olmasına rağmen geride kanıt olarak bir çok vidyo ve resim bırakılmıştır.İşte bu kanıtlar bizlere isabet oranları çok yüksek olan bu meşhur okçuların stilleri hakkında ipucu verirler.


Howard Hill ve Errol Flyn


Burada hemen belirtmeliyimki;bir hedefe yapılan atışlarda önemli olan isabet oranıdır.En küçük bir hedefi bile antremanlarınız sırasında vurabilme ihtimaliniz vardır ama o hedefi her seferinde vurma ihtimaliniz bu iki şahıs kadar usta değilseniz eğer neredeyse 0 dır.

 Mesela bir elmaya yada düşmana yapılan on atışın sadece 1 tanesini isabet ettirebilmek sonuçta çok düşük bir orandır ve bunun anlamı karşınızdakine sizi yenmesi için 9 atışlık bir hak tanıyacaksınız demektir.....,vermemek gerekir   :)

Oysa bahsettiğim bu iki adam dillere destan isabet oranlarıyla siz ister yarışın yada çarpışın karşınıza çıktıklarında size eğer şansınız yada dualarınız yardım etmezse inanınki hiçmi hiç iltimas göstermeyecekler demektir.

Peki daha evvelde söylediğim gibi;bu adamaların teknikleri öyle nasıl bir tekniktirki bu kadar isabetliler.Yoksa bu iş teknik değilde sadece bir yetenek işimidir?

Okçulukta elbette yeteneğin her işte olduğu gibi büyük bir önemi vardır fakat şahsım adına ben ne kadarlık bir yeteneğe sahip olursam olayım doğru malzemeleri ve doğru okçuluk stilini kullanmak isterim.Ve tabiki okçuluktaki başarımın neticesini bahsettiğim şartlar altında almak isterim.

Aslında sizlere bu iki efsaneyi lanse etmemdeki amaç bunların tekniklerini kabul ettirmek,işte..,üç parmak çekişine yada uzun yay kullandırmaya özendirmek değil.Amacım;bu iki efsanenin hedef karşısındaki duruşlarının dünyada bir tek Osmanlı çeneyi omuza bağlama tekniğiyle benzeştiğini ispatlamak,gösterebilmektir.

Yeryüzünde kullanılan tüm okçuluk tekniklerini ''Acaba bir benzerlik bulabilirmiyim'' düşüncesiyle araştırdım.Netice olarak bütün tekniklerin bir parçası olan duruş(Stance) tarzlarının Howard ve Byron'ın duruşlarıyla uyuşmadığını gördüm.

Bayron Ferguson ve Howard'ın resimlerine dikkat ederseniz eğer (Lütfen resimler üzerindeki kırmızı eksen çizgilerine dikkat edelim) her ikisininde adeta sırtlarını kamburlaştıracak derecede başlarını eğdikleri ve Genel okçuluk kurallarını kale almayarak bu şekilde pozisyon aldıkları görülmektedir.Peki bu isimler neden okçulukta bir kural olarak kabul edilen,şu meşhur ''başını dik tut'' görüşüne,kanununa karşı gelmektedirler sizce?Birinin gördüğünü diğeri neden göremiyor,üstelik neden kötülemeye kalkıyor?

Kötülemek?...,bazı okçular/yorumcular bu iki ünlü isimlerin tekniklerinin zayıf olduğunu,üstelik çok kötü göründüğü vs.gibi bir takım saçma-sapan iddialarla karalamaya çalışmışlardır.Ama bana göre makbul olan hedefi vurmadaki maharetinizdir.İsterseniz hedefiniizi amuda kalkarak vurun ama aynen dediğim gibi....,bunu yapın,yapın ama bahsettiğim istikrar oranını yakalayabiliyorsanız tabiki :)

Dünyadaki büyük bir çoğunluk başını ve vücudunu tamamen dim-dik tutarken bir kısmıda vücudunu bel kısımlarından,sanki bel hizalarından geçen hayali bir ip varmışçasına bükmektedirler..,aynen aşağıdaki  Mançu okçuları gibi fakat dikkat ederseniz bel bükümlerine rağmen baş omurga ekseninden ayrılmamıştır ve bu sebeplede farklı bir duruş stilidir.




İngilizler,Afrikalılar ve hatta Eskimo okçularının atış stillerinede bir göz attığımızda benzer şekilde bellerini büktüklerini görürsünüz.Fakat çok daha önemlisi;bu resimlere bakarken Byron ve Howard'ın kamburumsu duruşlarınında (Stance) emsalsiz olduğunu fark edersiniz.

Benzeşen tek duruş-stili ise Osmanlınınkidir.Peki bu benzerlik stilin neresindedir,nasıl oluşmaktadır?,Aşağıdaki resmi incelerseniz eğer,



Osmanlı çeneyi omuza bağlama tekniğiyle oluşan kamburumsu durum. 

Osmanlı tekniğiyle oluşan açısal farklılıklar.

 Osmanlı çene dayama tekniğinin (Bu teknik Osmanlıyı diğer tüm tekniklerden  emsalsizce ayırır.) uygulanması esnasında çenenin ileriye doğru bir miktar hareket ettirilip,omuz boşluğunun desteklenme amacıyla doldurulması esnasında doğal olarak oluşan bir eğim,kamburluk  görülmektedir.

Bu iki farklı tekniğin bir noktada birleşmesiyle oluşan bu üçlü grubu diğer dünya tekniklerinden ayıran en önemli özellik işte budur.



Byron ve 'Kamburumsu' tekniği.


Evet,
kirişi üç parmakla çekiyorlar,oku diğer tarafa yerleştirip yayı yatırmaları,çeneyi omuza bağlamama gibi farklılıklar olsada bir düşünün..,dünyadaki hiç bir teknikle Byron-Howard ve Osmanlı üçgenindeki gibi ''kamburumsu'' bir duruş,stille ok atılmıyor.(Tabiki okçu gerçekten kambur değilse :)

Ayrıca değinmemiz gereken bir diğer konuda;çevrenin tüm bu olumsuz tepkilerine rağmen neden başlarını hala eğerek şu 'Kamburumsu' atışı tercih ettikleridir...,neden bir Jönü oynamaktansa Notrdam(Notre Dame)'ın kamburu kuazimodo(Quasimodo) rolü tercih ediliyor..., unutmayınki bu abiler bu işin starları :)

Bir düşünün..., size yakın birisi gelipte 'Kardeşim neden öyle kambur-kambur yürüyorsun,hoş olmuyor?' dediğinde siz ne yaparsınız?...,tabiki önce birazcık alınır ama sonrasında daha dik yürümeye gayret edersiniz değil mi.

Şimdi,
Howard ve Byron'un isabetli bir atış uğruna kabullendikleri bu 'Kamburumsu'' duruş bende başka başka bulgu ve düşüncelerede sebep olmuştur.

1)Bu duruşla hedef daha iyimi algılanmakta,yoksa çok daha iyimi nişan alınabilmekte?.., yada mesele boyun kemiklerinin kürek kemikleri yada köprücük kemiği arasından başı eğmek suretiyle çekilerek okçuluk için çok daha uygun fiziki bir yapının oluşturulması gibi birazda insan anotomisini ilgilendiren araştırmaya değer bir durummu var?.

2)Byron ve Howard'ın bu 'Kamburumsu' duruş tercihi belliki''Atışı iyileştirme' uğruna yapılmıştır ve kanaatimin Osmanlıdaki çene dayama tekniğini uygulayan bir okçunun bu tekniğin avantajlarına ilaveten ekstra bir fayda göreceği yönündedir.


 Evet,ne demiştik?..,''kelebek gibi uçmayımı''  tercih ederiz yoksa ''Arı gibi sokmayımı?''



Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet A.Gölhan